WFL 2015: Daha uzağa kaçış hikayem

Wings For Life World Run koşusu, herkesin aynı noktadan başlayıp farklı noktada yarışı bitirdiği, eşsiz bir yarış formatı. İlk kez 2014 yılında yapılan yarışın bir diğer özelliği, Dünyada otuz küsur şehirde tam aynı anda başlaması, eş zamanlı ve canlı olarak yayınlanması. Yarışın mekanizması ve kuralları hakkında 2014 Mayıs tarihli yazımda detaylar bulabilirsiniz. O yazının devamında, kendi hazırlık ve yarışımı da kaleme almıştım. İnsan kazanmayacağı veya kazanamayacağı bir yarışa neden katılmak ister? Neden koştuğumu ve uzun koştuğu merak eden, spor kültürüne (malesef) uzak kalmış bir çok kişinin bana sorduğu soruların satır arasında bu soru gizlidir. Benim için yanıt basit: Her yarış bir deneyim yumağı. Yarışın kendisi ve sonucu bir amaç değil, sadece bir araç. Sana deneyimler kazandıran bir araç. Hoş sedası olan deneyimlerle kendini geliştirmek; işte bu sana kalmış. WFL World Run, belirsiz bitişi sebebiyle strateji kurması ve takip etmesi zor bir yarış. İşler kötü giderse – ki Alan’ya iki senedir sıcak, yokuşlu bir parkur – bitiş çizgisine bir kaç dakika geç varabildiğin bir yarış değil. Sen yavaşlarsan, Yakalama Aracaı (Catcher Car) seni birkaç kilometre erken yakalıyor. Maratonu 3:25 koşan birisi için 25. km’de yakalanmak ego zedeleyebilir. Oysa, odaklanman gereken şey hızlı uyum (adaptasyon.) Planın her ne olursa olsun, koşmaya başladıktan sonra zemin, hava koşulları diğer koşucular, vb dış etkenler için koşucunun yapabileceği hiçbir şey yoktur. Sen sadece bir adım arkasına bir adım daha atarsın. Elinden gelenin en iyisini yapabilirsin, zaten amacın bu olmalı. Peki, nedir bu “elinden gelenin en iyisi”? Çıkış ile beraber “Allah ne verdiyse” tempolu mu gitmeli? Rahat rahat gidip arabayı gördüğünde depar mı atmalı? Her koşucunun hedefi farklıdır. Bu sebeple tek bir doğru strateji de olmayacaktır. Arkadaşlarınızla beraber en uzağa koşmak istiyorsanız, elbette ekipte en yavaş olanın gidebileceği tempoyu tutmalısınız. Kendim için konuşayım, hedefim önceki seneden daha uzağa koşmaktı. 2014 yılında 36-38km hedefleyerek başlayıp, 31.44km’de yakalanmıştım. Daha iyisini yapmak istiyordum… Öncesi Wings For Life World Run, mayıs ayının başında. İznik Ultra organizasyonu yine koşu antrenmanlarımı aksattı, hatta 5 gün hasta da oldum. Geçen seneden çok farklı birkaç hafta değil yani… Yarıştan bir gün önce 2 Mayıs’ta, bu sefer erken uçakla Gazipaşa’ya varıp Alanya’daki otelime geçtim. Start saatine yakın bir zamanda, 5km mesafedeki çıkış alanına yavaşca koşarak kit almaya gittim. Hedefim hava koşullarına adapte olmak. Kitimi aldım, biraz lafladım, yemek yedim ve kendime bir spor mağazasından vizör satın alıp geri döndüm. Yarış kitinden çıkan T-shirt bu sene çok hoşuma gitmedi. Birçok koşu tshirtüm olduğu için geçen sene verilen kaliteli pamuklu tshirtü tercih ederdim. Ertesi sabaha hazırlık koşacağım kıyafetleri hazırladım. Ben gücüm yettiğince kaçmaya hazırım. Read to run away with my best! #wingforlife #worldrun #alanya #kosamayanlaricinkosuyoruz #runforwhocant #koşu #running #asics #dstrainer19 #tnf #flashdry #neverstopexploring #raidlight Caner (@devrimcaner75) tarafından paylaşılan bir fotoğraf (2 May 2015, 09:36 PDT) Hedefim 2,5 saatten uzun koşmak olduğu için sıvı alımı ve besin takviyesine önem verdim. Matara taşıyabilen iki büyük yan cepli Raid Light bel çantamı aldım. ,5lt pet su şişesinde kola ve su karışımı ile başlayıp ilk başta onu doldurdum, sonra şişe değiştirdim. İki jel, 1 tahin pekmez tüpü ve 1 mini snickers yiyerek sürekli enerji tedarik etmeye çalıştım. Yarış Starta 10 dakika kala, çizginin arkasında birçok kişiyle selamlaşırsınız. Hangi tempoda koşacağımı soran sorulara yanıt veremiyordum, zira gerçekten oturup WLF sitesindeki yakalama aracı hesap makinası ile hesap kitap yapacak vaktim yoktu. Ancak şunu biliyordum, özellikle antrenman eksiğim olduğunda gittikçe yavaşlayarak koşarım. Bu durumda baştan rahat edebileceğim bir tempoda biraz hızlanmalı ve yorulduğum zamanlar için avans toplamalıydım. Sohbetler ve basit matematik şunu söylüyordu: 4:45 ortalama ile koşmayı başaran 32km’den öteye gider. O zaman 4:30larda...

Oryantiring Nedir?

2001 yılından beri yaptığım ve 2002 yılından beri ne olduğunu sürekli birilerine anlattığım oryantiring (haritayla yön bulma) sporunu anlatmak için 2004 yılı civarında bir uzun sunum derlemiştim. Silva (İsveç pusula markası) “What is Oryantiring” sunum şablonunu çevirerek başladığım işe oryantiring tanımı, türleri ve tarihini ekledikten sonra, yarışma mekanizmaları hakkında anonim bazı slaytlar ekleme lüzumu da görmüştüm. Aşağıdaki sunum, onlarca kez anonim olarak revize edilerek yüzlerce kişi tarafından on yılı aşkın süredir Türkiye’de kullanılıyor. Çok yakın tarihli olmasa da, kendi yaptığım son revizyon ile slideshare üzerinden paylaşmak istedim. Daha fazla kişinin oryantiring yapmasını dilerim. Sunumun altında harita renk ve sembollerini çalışmak için ev yazıcılarından çıktı alınabilecek bir anahtar bulabilirsiniz. Oryantiring Lejand Anahtarı from Uzunpatika Oryantiring sporunda harita renk ve sembollerinin anlamını açıklayan anahtar. PDF belgeyi indirip yazıcıdan A4 kağıda yazdırabilirsiniz. Her sayfada 2 adet lejand bulunur, ayırıp...

Basit bir oryantiring haritası çizim kılavuzu...

Okul bahçeleri, ufak parklar, siteler, vb alanlarda çok basit ekipman, temel matematik ve coğrafya bilgisi, standart bir PC’de bulunan yazılımlar ve fotokopi makinası kullanarak oryantiring haritası çizmek için temel ana hatları anlatmaya çalıştığım bu sunumu 2008 sonunda hazırlamıştım. 2009’tan sonra çoğu kez dosya transferiyle olmak üzere anonim paylaştım. Slideshare’e ve bloguma ekleyerek daha fazla kişiye yol göstersin istedim. Facebook Twitter Google+ Pinterest Örnek haritayı askerliğim sırasında Muğla Milas’ta çizmiştim. Oryantiring Hakkındaki Benzer Bilgilendirici Yazılarım: Patika Oryantiring ( Trail Orienteering ) Oryantiring Antrenman Örnekleri Zirve-O antrenmanı ve digital analiz Topografik Haritayı Okumak ve Koordinat Almak İstanbul 5 days 2011 tamamlandı! Radyoda oryantiring ve ultra koşu...

Antalya Runatolia Maratonu 2015 Kısa Rapor...

2009 yılında ilk ciddi koşu yarışımı Antalya’da (o zamanki adıyla Runtalya) 10 km koşarak tamamlamıştım. Koşu yolculuğumun 6 senesi boyunca, spor geçmişimden dolayı yükseklerde (dağ patikalarında) ve gidebildiğim kadar (ultra maratonlarda) koşmak beni motive etti. Yaşam, her gün tazelendiğiniz harika bir mucize. Her gün uyanmak,  işe gitmek, işten gelmek için umutlarınız, hedefleriniz var ( ya da olduğunda bu mucizenin kıymetini biraz fark ediyoruz…) Koşmak da farklı değil. Koştuğu mesafesi, hızı, mekanı ne olursa olsun, her koşucunun bir hedefi, bir hayali var. Onu harekete geçiren bir şeyler var. 2014 Ağustos’unda bir kaç senedir hedefim olan UTMB parkurunu bitirdikten sonra, fiziksel toparlanma ihtiyacı dışında zihinsel bir toparlanma ve yeniden motive olma sürecine girdim. Ancak 2015 yılı başında, 40. yaşımı kutlayacağım yılda, kendime bazı hedefler koymaya başladım: Daha hızlı koşmak, bunlardan biri. Maratonda hızlanmak için düzgün bir hazırlık programı ve sonrasında hedef yarış planlamak yerine, durum kontrolü yapıp Antalya’da elimden geleni yapmaya karar verdim. İş hayatım 16 hafta boyunca her antrenmanımını planlamama izin vermiyor… 15 Şubat Pazar günü, Runatolia Maraton mesafesinde koştum. Önceki en iyi maraton derecem 3:20 idi. 3:15i hedefledim, 3:15:34 resmi süresiyle tamamladım! Bu koşumda AdımAdım oluşumu ile birlikte AKUT NEFES projesi için bağış toplamaya devam ediyorum. Kendimi hızlı koşmaya zorlarken, AKUT arama kurtarma derneğine kendimi yakın hissetme sebebim basit: Acil durumda hızla yardıma yetişip canlıların nefes almaya devam etmeleri için çaba harcıyorlar. Hız, onlar için bir oyun değil; Bütün çabaları ve var olma sebeplerinin en önemli şartlarından biri. Benim adıma AKUT’a destek olmak isterseniz kredi kartınızla veya PayPal ile kolayca yapabilirsiniz. EFT havale tercih ederseniz tıklayınız. Lütfen açıklama bölümünü aşağıdaki gibi yazarsanız bağışları takip edebilirim: AA_CO_Adiniz_Soyadiniz  Yarış Nasıl Nasıl geçti? Merak edenler için kısa raporum: Önceki en hızlı maratonumu yine Antalya parkurunda, 2013 yılında 3:20:20 koşmuştum.  Ocak başında koştuğum kısa yarışlar ve 5K deneme koşuma bakarak, matematik oranla 3:12 maraton mümkün görünüyordu. Ancak maraton mesafesi için gerekli olan uzun koşular, haftalık km biriktirme bende eksik olduğu için 10 haftada 3:12 kolay olmayacaktı. Personal Best (PB) hedefine karar verip 3:15 gibi çok da kolay olmayan süre belirledim. Yardımseverlik mailimde satır arasında belirttiğim bu hedefi çok önemsemezken, Antalya’da merhaba dediğim her 10 kişiden 4ünün “hedef için başarı” dilemesi biraz stres yaratmaya başladı… Başaramazsam madara mı olacaktım? Yarış öncesi biraz geç yatıp çoğu zaman olduğu gibi yarı huzurlu uyudum. telaşsız hazırlanıp çıktığımı düşünürken kulaklık ve iPodumu almadığımı start alanında fark ettim. Bunu  Tohum Otizm koşucuları ile konuşurken istemeden sesli düşünmüştüm. Sevgili Ali Gürdal duymuş, otelden henüz çıkmamış olan vakıf genel müdürü ve kendisi de koşan Betül Hanım’a iletmiş ve 15 dakika sonra bana bir kulaklık vermezler mi? Hedefim için başarı da dilediklerinde, bu jesti hem bir işaret hem de itici güç olarak aldım. (ve çok faydasını gördüm! Minnettarım!) Çantamı starttan 12 dakika önce bırakıp ısınamadan çıkış koridoruna yaklaştım, arkalarda kalmak istemiyordum. Yine de önümde yeterince fazla kişi birikmişti. Ayakta durduğum yerde ısınır gibi yapıp çıkış işareti ile yavaş bir slaloma başladım. “Kılıç kuş gibidir çok sıkarsan ölür; gevşek bırakırsan uçar gider.” -Alexandre Dumas, Üç Silahşörler İlk kilometre durumu dert etmeden ve ısınarak ilerledim. Yakınmak problemi düşünmektir. Sizi daha iyiye taşımaz. Ama bir hedefim vardı ve hızlanmam gerekiyordu. Çözümü düşündüm. Vites büyüttüm. Ortalama 4:37 tempo (kilometreyi 4 dakika 37 saniye ile koşmak) 3:15 (maratonu 3 saat 15 dakikada bitirmek) hedefime ulaştıracaktı. 4:30 ise 3:12 temposuydu. Yarışın ikinci yarısında yavaşlayacağımı öngörerek başlarda daha hızlı bir tempoya tutunmaya karar verdim. Bu tempo “doğru” olmalıydı: Fazla hızlı olursa pilim erken biter. Yavaş olursa, enerjim yüksekken potansiyelimi değerlendiremeyip yapabileceğimden yavaş bitiririm. Doğru tempo ? Hislerime güvenip biraz yavaşladım. 4:15-4:20lerde rahatca bir tempoya yerleştim....

Hürriyet Seyahat Eki Röpörtajı

15 Aralık 2014 tarihli Hürriyet Gazetesi Seyahat ekinde bol resimli bir röpörtajım yayınlandı. Seyahat yayın yönetmeni Serkan Ocak imzalı röpörtajda koşu amaçlı seyahatlerim ve neden çok keyifli olduklarını konuştuk. Yazı Kelebek Seyahat2te tam sayfa yayınlandı, aynı zamanda hurriyet.com.tr’den de erişmek mümkün. Keyifli okumalar…  

Mutluluk & Hüzün

Her başlangıç içinde gelecek bir sonu barındırıyorsa, bunu bilerek başladığımızda, o sona ulaştığımızda üzülmememiz gerekir… değil mi? Nasıl başlarken heyecan duyup mutlu oluyorsak, bitirdiğimizde de burukluk, hüzün veya acı duyuyoruz. İkisi de var. İkisi de normal. İkisi de insani. Ve biri mutluluk veriyor, diğeri içimizi acıtıyor. Mutluluk ve hüzün, patikalarda hep beraber koşuyor. 19 yaşımdan beri kayıp ve yitirişlerin fazla acıtmaması gerektiğine inandırdım kendimi. Ya da inanmaya çalıştım desem daha doğru. Zaman zaman çok üzüldüm; Bazen bir dosta, bazen trafikteki zamana, kimi zaman patikanın sonunda, bazen bir çift papucun ardından. Değer vermişim ki üzüldüm. Maddenin doğasında gitmek var, kalbin doğasında da hislenmek. Yarın sabah, yeni bir koşuya çıkmak...

Haber Türk Gazetesi Pazar ekinde demeç

16 Kasım 2014 Pazar günü, yani 36. Vodafone İstanbul Maratonu’nun koşulduğu gün HT Gazetesi Pazar ekinde koşu tam sayfa haber oldu. Koşmayı ciddiye alan çeşitli amatörlerle röpörtaj yapan Aslı Öktener imzalı yazıya organizatör gözünden katkım oldu. Kullanılan resim alt yazısı editör tarafından silinmese bir yandan koştuğum da anlaşılabilirmiş. Bu arada sayfanın üstünde expat gözüyle İstanbul’da koşu ve İstanbul maratonu üzerine Emily Feldman imzalı bir makale de var. [slideshare id=41775699&doc=htgazete-20141116-maraton-141119155506-conversion-gate02] Haberi internette okumak için...

Fred: Yeniden Koruncuklar için

Evet yarış bitti! / Yes, I did finish! Çok harika bir zaman olmasa da maratonu 3:39 gibi bitirdim (çip sistemine de umarım ekleyecekler beni). Koruncuk Vakfı yararına Fred Çakmaktaş kostümü ve sırtımda yarım metrelik bir bayraklar (42.2km boyunca!) koştum… Elbette biraz yoruldum, bacaklarım sertleşti ama sağlıkla bitirdim. Tebrik edenlere teşekkür ederim. Şimdi bağış zamanı: Mesajın altındaki kanallardan birini seçip 10-20-50-100 TL bağışladığınız için teşekkür ederim. Daha fazla fotoğraf mesajın en altında. I finished the Istanbul Marathon in ~3:39. Not PB, but happy to keep sub 3:40. I was costumed as Fred Flintstone and carrying a half-meter flag of the Koruncuk Foundation all the way, so hopefully created some awareness… So, thank you for all sending good wishes and congrats and donations. If you have not yet donated, you still can, checking the swift, online credit card and paypal option beow the pages. You can see more photos below the post! 16 Kasım 2014 Pazar günü 36. Vodafone İstanbul Maratonu koşulacak. Ben de, yine Fred Çakmaktaş kostümü içinde, yine 42 195 metreyi arşınlayacağım. Bu sefer biraz geç haber veriyorum Zira hem Kapadokya’da yaşadığım zorlanma, daha da önemlisi sonrasında önce grip, ardından (kala devam eden) franjitimsi öksürükler beni düşündürdü. Formsuz da olsam, maratonu koşmaya karar verdim. Benimki biraz kendime gelme koşusu, daha çok da farkındalık ve bağış toplama gayreti olacak. Kimin için mi? Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar (KORUNCUK) Vakfı için. Çocukları yetiştirme yurdu anlayışı yerine, aile ortamında 6 kardeşli bir evde büyüten bu vakıf nüfusa göre ufacık olsa da çok örnek, çok önemli bir görev yapıyor. Vakıf bana da bir görev verdi: 15 yaşındaki Tuğçe’nin kahramanı olmak. Kahraman olmak kolay iş değil, öyle şortu giyip koşarak olunmuyor, kostümün de tek başına faydası yok. Tuğçe’nin (ve diğer 105 çocuğun her birinin) bir yıllık beslenme ve bakım masrafı 2800 TL olarak hesaplanmış. Hedefim bu rakamı desteğinizle toplamak. Damlaya damlaya göl olur. 15TL, 50TL veya gönül ve imkanınızın ortak diğer rakamını bağışlayabilirsiniz. Bağışlarınız için; HAVALE Alıcı : Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı, Akbank- Gayrettepe Şubesi Şube Kodu : 287, Iban : TR48 0004 6002 8788 8000 1927 00 Hesap No : 192700 Tek Seferlik Kredi Kartı ile Bağış: https://www.koruncuk.org/elverinhayatatutunsun/onlinebagis PAYPAL Bağış: https://www.koruncuk.org/elverinhayatatutunsun/paypalilebagis Lütfen Açıklama kısmına AA-CODABASOGLU-Bağışcı Adı yazmayı unutmayın!!! Düzenli destek formuna şu sayfadan ulaşabilirsiniz: Online Genel Bağış Sayfası: http://www.koruncuk.org/elverinhayatatutunsun/bagisyapin Fred olarak 3. kez İstanbul sokaklarındayım… Önceki koşu hallerim: 35. Vodafone İstanbul Maratonu halim 34. Vodafone İstanbul Avrasya Maratonu halim   2014 fotoğraflarım:...

Pin It on Pinterest

Get Adobe Flash player Plugin by wpburn.com wordpress themes