Ultra Trail du Mont Blanc : Bitmek bilmeyen bir Rüya

Arvuva'yı geride bırakıp Grand Col Ferret'e doğru tırmanmaya yeni başladım.

Arnuva’yı geride bırakıp Grand Col Ferret’e doğru tırmanmaya yeni başladım.

Yeşil çayırla kaplı dik tepenin yamacında, tozları rüzgarla uçuşan toprak patikaya bitkin bir adım daha atıyorum. Rüzgara karşı yürümeyi severim, ama bu sefer cazip gelmiyor. Rüzgarın kaldırdığı ince alpin kum ağzıma-burnuma dolmasın diye başımı eğerek yürümek zorundayım. Bunu sevmiyorum. Grand Col Ferret(99K) geçidine doğru tırmanmaktayım. The North Face Ultra Trail du Mont Blanc yarışmalarına isim veren UTMB parkurundayım. Neredeyse 22 saattir ayakta, hareketliyim. Bir önceki kontrol noktası olan Arnuva, arkamda alçalan vadinin bana yakın tarafındaki son ağaçlık alan. Arnuva(95K), çöldeki bir vaha gibi beni geri çağırıyor. Kontrol noktası çıkışında eriyen kar ve buzul sularıyla beslenen ufak akarsuyun ıslattığı bandanam artık kupkuru. Saat öğleden sonra üç olmak üzere ve kavurucu güneşin vurduğu yamaçta Alplerin kuru rüzgarı sayesinde serinliyorum – ya da en azından hayal ediyorum. Tüm gücümle ilerlerken terlemiyorum; daha doğrusu ıslaklık hissetmiyorum ama derimde tuz birikiyor. 2000 metrenin üstünde olduğumu biliyorum. Refüj Elena isimli İtalyan dağ evinin biraz üzerindeyim. Bugün 1 Eylül Cumartesi. Bir gün once, 16:30’da Fransa’nın Chamonix kentinden 2469 koşucu start aldık. Kalabalık ve yüksek enerjili başlangıçtan bu yana 97 kilometre ilerledim, 5500 metreden fazla tırmandım. Binlerce metre de indim ki esas o inişler yıprattı beni. Kağıt üstünde, 168km uzunluğundaki parkurun ortasını çoktan geçtim. Ama biliyorum ki az ilerdeki geçidin üstüne varmadan yarı-zaman noktasına ulaşamayacağım. Kalan mesafe çok daha kısa olmasına rağmen yorgunluk ve uykusuzluk tempomu yiyip kemirecek. Şimdiden sağ yamacımda, nispeten gürültülü bir şekilde dökülen şelaleyi önemseyecek enerjim kalmadı. Tam arkamda, Grand Joras kütlesi bütün haşmetiyle sert kuzey doğu yüzünü gösteriyor, artık başında biriken bulutlar Alplerde akşam saatlerinin tekin olmadığını şimdiden haber veriyor.

Evet, yarış bitti. Bu sefer biraz farklı yazmak istedim. Fazla koştum, koşamadığımda yürüdüm. Tırmandım, indim, indim. 45 saat içinde sadece 14 dakika uyudum.Öncesi ve sonrası ile 60 saatten fazla uyanık kaldım. Sadece sonuç ve sayıları merak edenlerin vaktini fazla almayayım:

utmb13-finisher-caner-odabasoglu Yarış öncesi planlarımı ve yarışın zaman kapılarını bu yazımda yazmıştım. Ne taşıdığımı ise geçen seneki raporumda. Bu yazının sonunda, kişisel ve genel 2013 istastistiklerini kendimce ekleyeceğim, elbette bazı hatırlanmaya değer noktaları da listeleyeceğim. The North Face Ultra Trail du Mont Blanc organizasyanuna 2011, 2012 ve 2013’te katıldım. Her sene farklı parkurlar koştum. Raporlar yazdım, online kısa belgeseller çektik, Düşlere Uzanan Patikalar adında bir uzun metraj belgesel kurguladık… Her deneyimde kendimi çeşitli yönlerde tanıdım, geliştirdim, yaşadıklarımı tarif etmeye çalıştım. “Neden yine UTMB’ye gidiyorsun?” sorusunun cevabını sanırım iyi veremedim, organizasyonu betimlemekte eksik kaldım. Bu sebeple, 2013 yarışımı paylaşırken ölçülemeyen, elle tutulamayan tecrübelerim, hissiyatımı anlatmaya çalışacağım. Biraz görsel olarak, biraz da yazıyla. Bakalım beğenecek misiniz ?

Arnuva’dan (94K)hareket etmekte tereddüt etmiştim. Yeterince sıvı almadığımı, beslenmediğimi, dinlenmediğimi biliyordum. Yiyip içemiyordum daha fazla, dinlenemiyordum da. Çadırın içinde canlı bir popüler müzik, gönüllüler dans ediyor. Yarışmacılar fazla oyalanmadan işlerini görüyor:

You need to install or upgrade Flash Player to view this content, install or upgrade by clicking here.

Arvuva çıkışındaki dere.

Arvuva çıkışındaki dere.

Çadırın dışında, ağaçların gölgesine uzanıp biraz uyumayı canım ne kadar çok çekti. Bir kulağımda “biraz uyursan güçlenir ve devam edersin” fısıltısı, öbüründe “Sakın durma, gün ışığı gidince soğuk ve karanlık olacak. Günü kaybetme…” çınlaması. İkinciyi dinledim, devam ettim. En yavaşlardan değilim, ama artık güçlü olmadığımı da biliyorum. Sağ ayağım birkaç saattir parmak ucunda ve topukta acıyor. Bağcıklarımın gevşediğini fark etmemişim, bir sure ayağım ayakkabının içinde hareket etmiş. Refüj Berton’a (82K)tırmandıktan sonra, ayaklarımı biraz rahatlatmak amacıyla güneşli çimenlerde ayakkabıları çıkartıp mataralarımı hazırlamıştım. Sanırım sağ tekini iyi bağlayamamışım. Arnuva’da sağlık çadırına göstermeyi unuttum, tamemen yorgunluktan. Bir sonraki sağlık çadırına saatler olmalı.

Enfes bir mazaranın tadını çıkartamadan, beni bekleyen uzun geceden zaman ve kilometre kazanmak hülyasıyla yorgun adımlar atmaya çalışıyorum. Aklım amacıma inanmayı bıraktı. Uyumam gerek ama nerede? Az önümde 2 hanım yarışmacı ayaklarını bir kayaya kaldırıp yere yatmışlar. Patikadan aşağıya bir jandarma gelip iyi olup olmadıklarını soruyor, cevap olumlu ki geriye dönüyor. 50metre yukarıdaki arkadaşının yanına dönüp oturuyor. Jandarmanın konumu yamaca hakim. Arnuva’ya inen ve sonra bize doğru tırmanan insan çizgisini gözlüyor. Yanına vardığımda kararımı çoktan vermiştim; patikadan çıkıp “yardımınıza ihtiyacım var” diyorum ingilizce. Afalladığını belli etmemeye çalışarak nasıl bir yardıma ihtiyaç duyduğumu soruyor. Yanında yere uzanacağımı, onbeş dakika sonra beni uyandırıp uyandıramayacağını soruyorum. Rahatlamış bir şekilde evet diyor. 15 saniye sonra çantamı eğimli yamaçta yastık yapıp şapka siperliğimle akşam üstü güneşini gözümde uzak tuttuğum bir pozisyondayım. Dağlar, gökyüzü, bulutlar…Gözümü kapatmam ile Jandarmanın beni dürttüğü an arasında sanki sadece bir saniye var. Ama saatim adamın haklı olduğunu söylüyor. Çantamı sırtlanıp, biraz atıştırıp patikada yürümeye başlamam bir dakikadan az zaman alıyor. Artık adımlarım daha güçlü, daha hızlı. Hala göremediğim boyuna doğru emin adımlarla tırmanmaya devam ediyorum. 15 dakika içinde yanımdan kaç kişi geçmiştir? Yarışta ne kadar geriye düşmüşümdür? Kime ne diyorum. Hayatımın en zorlu testinde yarı yoldayım. Sorunlarım var. Onalara rağmen bitiş çizgisine ulaşacağım. Birçokları ulaşamayacak. Ama ben ulaşacağım.

Grand Col Ferret'a çok az kaldı... Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® - Pascal Tournaire

Grand Col Ferret’a çok az kaldı… Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® – Pascal Tournaire

Grand Col Ferret (99K)geçidi için tırmanış bitmek üzere. Patika koruma ağlarının sağından devam edip solda ilerde çadırın yanına varmama 7-8dakika kaldı.

Grand Col Ferret geçidi için tırmanış bitmek üzere. Patika koruma ağlarının sağından devam edip solda ilerde çadırın yanına varmama 7-8dakika kaldı.

Grand Col Ferret; Güneş, rüzgar, sis ve soğuk bir arada.

Grand Col Ferret; Güneş, rüzgar, sis ve soğuk bir arada. Ötesi İsviçre.

Ve Grand Col Ferret.

Ve Grand Col Ferret. 23 saat 37 dakika ve 99km sonra.

UTMB Startı . Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® - Franck Oddoux

UTMB Startı . Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® – Franck Oddoux

Rüya’dan Gerçeğe

UTMB startında büyük bir enerji var, çoşku, mutluluk.

İnsanlar 170km koşmaya başlarken neden bu kadar mutlu olur?

Cevap uzakta değil, Anadolu’nun içinde benzer bir durum var: İnsan evladını askere, üstelik terörle mücadele eden silahlı kuvvetlere, davul zurnayla yolcu eder? Görünüşü farklı, ama ruhu çok benzer.

Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® - Franck Oddoux

Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® – Franck Oddoux

Oysa Mont Blanc rotasında 50km ilerleyince bu coşkulu rüya dağılmaya başlıyor. Ki normal insanlar için bu mesafe sırasında bir de 3000metre tırmanmak yaklaşık 8 saat yarışın içine girmek demek, en az 25 saat daha var demek.

Artık daha az gülen yüz var.

 

Les Chapeiux (49.4K)çadırında kısa bir video kaydediyorum, biraz kendimi, biraz etrafı anlatmak için:

You need to install or upgrade Flash Player to view this content, install or upgrade by clicking here.

Sıcak çadırdan soğuk geceye çıkınca bir sürpriz bekliyor bizi. Biz yarıştayız, başkaları da gece boyunca ayakta. Aynı soğuğun içinde, alkışlamayan ve hatta 10sn.den fazla duraklamayan bir kitleye karşılıksız müzik yapıyorlar…
You need to install or upgrade Flash Player to view this content, install or upgrade by clicking here.

Soğuk
Sabahın dördü. 65. Kilometredeki Lac Combal istasyonuna sırtımı dönüp yürümeye başladım. 8-9 dakika kadar durdum. Acaba çok mu fazla durdum? Soğuk keskin bir bıçak gibi işliyor içime. Keşke ayrılmadan önce, en son sıcak bir şeyler içseydim o son kola yudumları yerine… Yaklaşık yarım saat once 2500 metredeki Col De La Seign geçidini geçerken de titremiştim. Görevliye sorduğumda 2 veya 3 derece olmalı demişti sıcaklık için. 500 metre daha alçak yükseklikte yemin edebilirim ki soğuk daha fazla. Adımlarımı hızlandırıyorum. Daha kısa, daha sık adımlar. Koşar adım devam ediyorum, pürüzsüz yüzeyinden yıldızların yansıdığı Combal gölü yanından. Isınamıyorum.Arete du Mont Favre için tırmanış başlıyor. Tempomu düşürmezsem ısınabilirim belki. Yorgunluk baş göstermeye başlıyor iyice. Derken, önümdeki kişinin çıplak bacaklarına takılıyor gözüm. Orta yaşlı, biçimli bacaklar ama dikkatimi çeken güzelliği değil, çıplaklığı! Kapri taytımın altını uzun çoraplarım koruyor, ceketimi giydim, boynum ve başımı iki bandana sarıyor. İnce eldivenlerimi hava kararırken takmıştım. Önümdeki çıplak kalf ve squatların sahibesinin başı da açık, eldiven de takmamış. Tanrım diyorum, baktıkça üşümek, bu olsa gerek.

Arete du Mont Favre geçidinden menzile doğru bakış: Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® – Franck Oddoux

Arete du Mont Favre geçidinden menzile doğru bakış: Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® – Franck Oddoux

Lizzy Hawker

Lizzy Hawker

Ün ve Şan
Refuge Bonatti (89.3K) ikibin metrelik bir sırt hattında ufak iniş çıkışlarla doksan dakika ilerledikten sonra varmak üzere olduğum ufak dağ evi. İsmini aldığı Walter Bonatti alpninizme yön vermiş bir karakter. Courmayour’den beri planladığım zaman tablosundan yavaş haraket ediyorum. Bonatti kulübesini artık görüyorum, son 100metrelik tırmanış ile ulaşacağım. Bonatti isminin kolay ve zahmetsiz bir kulübeye verilmesi düşünülemezdi. Tempoyu arttırarak kulübenin ufak başçesine varıyorum. El terminalini göğüs numarama uzatan görevliye merhaba derken, ister istemez gözlerimi kırpıştırıyorum. Adamın arkasında durup cesaret sözleri söyleyen kişi Lizzy Hawker. UTMB’nin kraliçesi. 5 kere bu yarışı kazanan tek isim. Bu sene bir stress kırığı sebebiyle koşamıyor. Koşamıyor ama parkurun doksanıncı kilometresinde koşanlara destek veriyor. Üstelik sadece kendi takımına (TNF) değil, benim gibi gerilerden gelenleri de bekliyor. Dağların ve patikanın ruhunu hissediyorum. 90km koştuktan sonra, bedenimin besin, sıvı ve tuza ihtiyacı var. Aklımın ve ruhumun ise böyle anlara. Mutluyum burada olduğum için. Umutla devam ediyorum. Zihnimde Lizzy’nin bir anektodu:

Running is the gift that allows us to know ourselves deeper” ( Koşmak, kendi benliğimizin derinlerini tanımamızı sağlayan bir lütuftur.)

Yol-daş
Ultra maraton yanlız bir eylem – gibi görünse de değil bence. Yol ve yoldakilerle arkadaş olma durumu. Yoldaşlık, burada vücut buluyor. En hızlı ve güçlü olanlar için de yoldaş önemli. 168km, dile kolay. Durmadan koşana da uzun, benim gibi aksak devam edene de. İstanbul’dan gelen yoldaşlarımı startta kaybedip hava kararmadan bulmuştum. 31. Kilometrede Elena’nın da çadıra geldiğini görünce Aykut’la bekledik, beraber çıktık. Yol uzun. Sonraki 2 saat içinde açıldık, beraber tutunmayı seçmedik.

Aykut>Elena>Caner; Les Contamines (31K)çadırında buluştuk. Beyoğlu'nda buluşsak bu kadar sevinmezdik.

Aykut>Elena>Caner; Les Contamines çadırında buluştuk. Beyoğlu’nda buluşsak bu kadar sevinmezdik.

Les Contamines Çadırı: Herkeste bir telaş. Biliyorsun ki kaybettiğin her saniye ilerde dakikalara mal olabilir... Yine de birkaç saniye durup dışardan bakabilmek çok güzel.

Les Contamines Çadırı: Herkeste bir telaş. Biliyorsun ki kaybettiğin her saniye ilerde dakikalara mal olabilir… Yine de birkaç saniye durup dışardan bakabilmek çok güzel.

Ben yeni yoldaşlar buldum. 51.km.’de Les Chapieux çıkışında üşürken ve sıkılırken genç bir Fransız’la Col de La Seigne’a kadar tırmandık, tempomu biraz düşürdüm. 78.km’de moralimin düştüğü Courmayeur’dan çıkmak için oyalanıp Sertan’ı bekledim, biraz ısınınca gerisinde kalacağımı bile bile. İkinci gece başlarken, La Fouly’den sonra tanıştığım Fransızlarla rölantide 8km inerken sohbet edip, sonra Champex-Lac’a yüksek tempo 5km tırmandım. Bovine’ne seri bir şekilde tırmanırken adını unuttuğum Amerikalıyla sürekli konuştum ki arkamdan kopmasın. Onun tıkırtısını duymadan bu tempoda ilerlemenin imkanı olmazdı, uyku bastırırdı. İkinci gece bitip Vallorcine’e inerken İspanyol ortayaşlı ile sohbet etmesem o sabahın bir kıymeti olmayacaktı.

Vallorcine sonrasındaki düzlükte, devam etmekten başka birşey düşünmezken ben.

Vallorcine sonrasındaki düzlükte, devam etmekten başka birşey düşünmezken ben.

Veya Vallorcine (149K) çıkışındaki düzlükte ayakta sallanan Japon’un yanında yavaşlayıp onu lafa tutmasam, önceki gece başkalarından aldığım güç ve enerjiye ihanet etmiş olurdum. Ve daha birçokları… Bir kısmını önceden tanıyordum, bir küçük bir bölümünü varış sonrası görüp tebrik edebildim. İsimlerini hatırlamıyorum yolda tanıştıklarımın ama yinede minnettarım. Yol onlarla yoldan öte oldu.

Evdeki Hesap
8 ay önce belli oldu geleceğim ve bu mücadeleyi yaşayacağım. Çekim gücü büyüktü, startını izlemek baştan çıkarıcı. Bir sene önceki buruk start, kısa Yarış gerçeğinin yerini tutamazdı. 168km, 9600metre, 46 saat, 12 geçit, birisini bunu 20 saat 36 dakikada başarıyor, haftada 80K’den az koşmamak lazım, haftalık uzun yaptım mı…? Hep kağıttaki sayılar. Tutabilir, ölçülebilir, bükülebilir… Ya şimdi?

Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® - Pascal Tournaire

Foto: © The North Face® Ultra-Trail du Mont-Blanc® – Pascal Tournaire

Yamaçta iki büklüm inmeye çalışıyorum. Sağ topuğum her basışta acıyor, sol bileğim artık daha az kıvrılıyor. Yokuşlardan ne güzel inerdim. Dik yokuşlardan hızlı koşardım, zor yürüyorum. Keşke 9600 tırmansam, sonra tekrar tırmansam. İnmesem.

Grup halinde bir yarışa gitmenin güzel yanlarından biri, doğum günü kutlaması tadında bir araya gelip paylaşımlar yapmak. CCC ve UTMB koşucuları Sertan, Sertan, Rachel ve Hakan'ın beraber tuttuğu yerde bir araya geldik. Biraz olsun gerginliğimizi hafiflettik.

Grup halinde bir yarışa gitmenin güzel yanlarından biri, doğum günü kutlaması tadında bir araya gelip paylaşımlar yapmak. CCC ve UTMB koşucuları Sertan, Sertan, Rachel ve Hkan’ın beraber tuttuğu yerde bir araya geldik. Biraz olsun gerginliğimizi hafiflettik.

Dayanışma
Parkurda koşarken yanlızsın – iki ayağının taşıyabildiği kadar gidiyorsun. O ayakların üstünde ne kadar uzağa gidebilirsin? Ve neden gidesin? Mutlak bir cevabı yok elbette. Bir yarışı, koşuyu farklı ve değerli yapan şeylerden biri, seninle koşmasa bile seninle atan yürekler, senin peşinden/önünden dolaşılan parkur, paylaşılan uykusuzluk ve herşeye rağmen kontrol çadırına vardığında kocaman bir gülümseme ve güven veren bir ses ile “Hoş geldin, iyi gidiyorsun, ne istersin?” diyen bir arkadaştır. Ultra maraton parkuru boyunca ilk kez düzenli destek aldım.

Her kontrol noktasında yüzlerce yabancı yüz arasında tanıdık bir yüz, “Bravo Caner” sesi, senin için masaya çorba getiren veya mataranı dolduran bir el, ya da kapuçinolu enerji jelini yoktan var eden bir çanta… Yarıştan önce çok detaylı görüşemediğimiz için sevgili Devrim Celal’den planlı bir destek beklemiyordum, Courmayeur (77K) için sözleştik. Saint Gervais (21K) ve Les Contamines (31K)çıkışlarında önceki gün TDS parkurunu koşan Derya Duman ve eşini kısa da olsa görmek, bir sonraki nokta için umut veriyordu. 80.km’de Devrim ve arkadaşları ile buluştum. Koşan dostlarını ve eşlerini destekleyen bir grup olarak hareket ediyorlardı. Destek portföylerine Aykut, Elena ve beni de almışlardı. Yarışın en zor zamanlarını yaşadığım ikince gece boyunca, Champex-Lac(122.4K), Trient (139K) ve Vallorcine (149.2K) noktalarında toplam 9 koşucuya dadılık yapan Lucy ( Rivers Bulkeley) olmasa muhtemelen yarışı bir şekilde yine bitirirdim, sanırım. Ama Lucy sayesinde kendimi güvende hissettim, şımartıldım, kapris yaptım, sonra “utan oğlum” diyip toparlandım… Bütün bu desteği verirken bizden az yorulmayan Lucy’i bitiş çizgisinde son adımlarıma cesaret verirken de buldum. Tecrübeli ultra maratoncu, o haftasonunu arkadaşlarına adamıştı. Hepimizin ona bir hafta sonu borcu var artık, karşılık beklemeden yaptığını bilsek de…

Ya da parkuru bitirdikten sonraki yorgun, huysuz ve kaprisli halini kim alttan alır? Bir hafta öncesine kadar hakkında çok az şey bildiğim İhsan Erzurumluoğlu, sabahın erken saatlerinden beri yolumuzu gözleyip son metrelerimizde bizlere eşlik ettikten sonra kendimize gelmemiz için ne çok fedakarlık yaptı… Ultra Maratonu yanlız bitirebilirsin, ama takım halinde koşarsın.

Son düzlük; Devrim Celal ve Lucy'nin yanından geçip Ay-Yıldızlı bayrağımla son metreleri koşuyorum.

Son düzlük; Devrim Celal ve Lucy’nin yanından geçip Ay-Yıldızlı bayrağımla son metreleri koşuyorum.

Neden?
Uykusuz 2 gece, 2 gün? Neden onca iniş ve çıkış?
Bu neyin arayışı, hangi sınırı zorlamak?
Başardığında, tükenmişlik içinde bir mutluluk, içinde hala bir şeyin eksik olması?

Ultra maratonu veya UTMB’yi bitirmek bir hedef değil, en azından benim için. Amaçtan çok bir araç. Kendi iç derinliklerime bir yolculuk, yaşamın materyalist dayatmalarından, monotonluklarından uzaklaşma. Start çizgisine gelmeden önce, aylar boyunca bazen kaytardığım veya azimle asıldığım antrenmanlar, yolun yarısı. Büyük gün başladığında, normalden farklı maddi bir çerçevede (yarış ücreti, malzemesi, seyehati,vs) olsa da, bu dünyada sınırları belirleyen maddeden çok kendi bedenim, kendi zihnim, acı eşiğim ve tutunduğum umudum. Algıların nispetinde deneyimlediğin güzellikler.

Les Chapeiux çıkışında, müzik karavanı. Zifiri karanlık gecede, dev geçit aşmak için hareket edenleri uğurlayan görüntü.

Les Chapeiux çıkışında, müzik karavanı. Zifiri karanlık gecede, dev geçit aşmak için hareket edenleri uğurlayan görüntü.

Refüj Bertone'dan Refüj Bonatti'ye devam eden travers.

Refüj Bertone’dan Refüj Bonatti’ye (82-89.3K arası) devam eden travers. Yaşamda en az bir kere geçilmesi gereken yollardan biri.

R.Bertone-R.Bonatti arası, bu sefer geldiğim yöne bakış. Mont Blanc kütlesinin doğusundaki bu manzaraya dalmanın bedeli olarak sağ ayağım su toplayacak...

R.Bertone-R.Bonatti arası, bu sefer geldiğim yöne bakış. Mont Blanc kütlesinin doğusundaki bu manzaraya dalmanın bedeli olarak sağ ayağım su toplayacak…

40 saat sonra ne motive edebilir beni? Dik bir yamaç ve üzerine çıktığımda Mont Blanc'ın harika bir panoraması... La Tete aux vents - yani rüzgarlı tepe kontrol noktasına varmak üzereyim.

40 saat sonra ne motive edebilir beni? Dik bir yamaç ve üzerine çıktığımda Mont Blanc’ın harika bir panoraması… La Tete aux vents (157K)- yani rüzgarlı tepe kontrol noktasına varmak üzereyim.

Chamonix'de kapalı spor salaonunda 2500e yakın "dropbag" toplanıyor. Bu torbaların içinde 80km sonra bulmayı istediğimiz malzemelerimiz var.

Chamonix’de kapalı spor salaonunda 2500e yakın “dropbag” toplanıyor. Bu torbaların içinde 80km sonra bulmayı istediğimiz malzemelerimiz var.

Sonuç
2013 yılında 2469 kişi UTMB parkurunda start aldı, 1686 kişi bitirebildi. Ben 44 saat 57 dakikayla bitirdim. Son 80 kilometreyi su toplamış bir topuk ve basışı dengelemek isterken zarar gören diğer ayak bileğimi düşününce, kabaca %70 içine girmeyi başararak varış çizgisine kadar devam etmek hiç de kolay olmadı. Ultralar ve dağlar, ikisi de acımasız ortamlar. Dağların kalbinde geçen UTMB, en ufak hatayı ve tersliği affetmeyen, acıması olmayan bir parkur. 19 yıllık dağ ve ekspedisyon tecrübemi geliştirdi, beni yeni sınırlara taşıdı. Anlık bir zorlama, kısa süreli bir tehlike değil UTMB. Keskin bir kenarda durduğumu neredeyse tamamında hissettim. Üzerinden geçen 3 aya rağmen “tedirgin” etmeye devam eden bir deneyim. “Başarı”nın pamuk ipliğine bağlı olduğu bir denge hali. Yarış sonrasında hayatım çok hızlı ve yoğun geçti, UTMByi doğrudan düşünmeden, çağrışımlarını topladım.

Kendime aldığım notların en önemlileri:
– Haftalık toplam km ve haftalık uzunu ihmal etme
– “Hızlı başlayıp, gitmediği yerde yavaşlamak”, 100 mil için iyi oturan bir taktik olmadı. İlk maddeyi tutturamayacaksan daha reservli başla.
– Daha fazla 80/100+ km koş
– 80K drop bag ve beslenme hazırlığını daha geniş bir perspektifte hazırla
– 100mil yarışına katılırken destek ekibi bulmaya çalış
– Kapuçinolu jel candır
– Çantamın ön tarafında daha fazla cep istiyorum
– Kısa mola yerinde ayakkabı falan çıkartma. Çıkarttığında mutlaka iyi bağla. 5dk sonra kontrol et.
– Su toplaması gibi bir durum olduğunda ilk sağlık çadırında dur, problemi ufakken çöz.
– La Tete aux vents, 160 km koşmaya değer. Mutlaka gün doğumunda geç. (= ya 28-30 saatte bitir, ya da dolunay yoksa Champex veya Vallocine’de uyuma opsiyonunu düşün:))
– Uzun yokuş inişleri çalış
– Hızlı yürüme çalış
– Playlistini geliştir

Bir Sonraki…
Bu işler böyle… Koşarken “bir daha asla dersin” ertesi sabahsa “sıradaki ?” Ben biraz daha temkinliydim. Açıkcası, “dağlarda 170 km” yerine sabah başlayıp akşam biten 50 mil / 80km yarışlarına daha çok bakmaya başladım:) Sebebi uzun koşulara vakit ayırama zorluğum. hazırlanamadığım bir yarışa katılmak mı, keyif keyifli kısa koşmak mı?
Bu soruya mantığım ne cevap verirse versin, kalbimin ve gönlümün vereceği sürpriz yanıtlara hazırım…

3 ay sonrasında hala 2014 için kendime hedef koyamadım. UTMB’ye tekrar gider miyim? Kesinlikle isterim.

UTMB web sitesi : www.ultratrailmb.com
2013 UTMB detayları ve planım: http://uzunpatika.com/utmb-2013-oncesi-bitirmek-icin-ilk-adim

Uzun koşular ile ilgili benzer rapor ve yazılarım:
Datça’dan Domuz Çukuru’na patika koşusu
The North Face Lavaredo Ultra Trail 2013 tamamlandı
Two Castles and an Abbey Trail Ultra – Kıbrıs
Eco Trail Paris 80K Raporu
UTMB 2012: Bir dağın gölgesinde koşmak
Kartepe Çık-İn Koşusu
DASK ADAM 2012yi Kazandık!
Yıldız Parkı 6 Saat koşusu
İznik Ultra Maratonu için Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları
Belgrad Ormanında Patika Parkuru: Geyik Koşuları
Team Ultra Trail Runner (TUTR) Çekmeköy Deneme koşusu 45km, 22 Ocak 2012
Göynük Patika Koşusu: Ali’nin Yolu
Ultima Frontera 160: Geldik, gördük, koştuk
I. Sigma Cam Çekmeköy 50K: Türkiye’nin ilk tek etap ultra patika koşusu
TDS Video hikayesi: Online Video Belgeselimiz
UTMB-TDS Raporu

Runfire Ultra 2012 arşiv yazılarım:
Runfire Ultra 2012 Değerlendirmesi
Runfire gün 6 – son etap
Runfire gün 5 uzun etap
Runfire gün 4
Runfire gün 3
Runfire gün 2
Runfire gün 1
Runfire canlı takip ve yayın, video linki.
Runfire yarış öncesi, sıfırıncı sayfa
Runfire Cappadocia Hazırlıklarım

Leave a Reply

Pin It on Pinterest

Share This
Get Adobe Flash player Plugin by wpburn.com wordpress themes