Eco Trail Paris 80K Raporu

Paris’i ilk olarak 1997’de gördüm, yaklaşık 2 hafta kaldım ve açıkcası tekrar gelmek için bir sebep bulamamıştım – Eco Trail’den haberdar olana kadar… EcoTrail de Paris, Paris’in dış banliyölerinden başlayıp orman ve parkları dolaşan, bunların arasındaki en kısa asfalt/beton geçişleri kullanan ve Eyfel Kulesinde biten bir patika koşu yarışları silsilesi. 80-50-30km-kuzey yürüyüşü (batonlu yürüyüş) yarışları Cumartesi günü, zaman tutulmayan 18km çiftli koşu ve altı ayrı güzergahta yapılan Rando yürüyüş organizasyonları Pazar günü yapılıyor. 2013 yılında 5000erden toplam 10.000 kişi Eco Trail parkurlarında koştu veya yürüdü…

Bu yarışı birkaç sebepten dolayı seçtim: Öncelikle ultra patika koşu ve aile tatili için optimum bir karışım sunuyordu ki evdeki huzur için çok değerli. İkinci olarak, mesafe ve eğim açısında sezon başında koşmaya uygun, aynı zamanda parkur boyunca koşmaya izin veren profil ile kendimi sınamak istedim. Son olarak, büyük ve kalabalık organizasyonu yerinde gözlemleyerek bir metropolitanda patika yarışı düzenlemek ile ilgili bilgi ve görgümü arttırmak istedim.

Yarış 2013 yılında 6. kere yapıldı. 2012 senesinde mevsim normallerinin üstündeki sıcaklık, bir çok yarışmacının 2. ve 3. kontrol noktalarında bırakmasına yol açmıştı. 5 ay önce kaydolduğumda, nispeten düz ve hızlı zeminde, beslenme ve sıvı alımına dikkat edilmesi gereken sinsi bir parkur olduğunu biliyordum.

2013 yılında 76.05km uzunluk ve 1587m tırmanış ile tamamlanan parkur profili

2013 yılında 76.05km uzunluk ve 1587m tırmanış ile tamamlanan parkur profili

EcoTrail 80km rotası, özellikle ilk yarısında doğru strateji ve beslenmeyi şart koşan bir parkur. Çıkış aldıktan sonra ilk 12 km düz gidip sonra bir kaç sert rampa çıkıyorak 22.km’deki kontrol noktasına geliyorsunuz. Sonraki etap 23km ve parkurun en iniş çıkışlı etabı. Etabın sonunda sizi sadece su bekliyor. Beslenmenizi çantanızda taşıdıklarınızla yapmalısınız. Yiyecekler ve diğer içecekler sizi 3. KN olan 55km çizgisinde bekliyor. Dördüncü ve son kontrol noktası 67.km’de. Bu noktayı aştıktan 1 km sonra Sen nehri seviyesine inip dolaşarak Eyfel Kulesi’ne ulaşıyorsunuz. Kuru ve güneşli havada hızlı-kurak ve sert olabilen rota, ıslak, rüzgarlı ve soğuk koşullarda çamurlu- ısı çalan – sert bir parkur halini aldı. İlk 22km 1.35lt matara kapasitemin 1litresini tükettim, ikinci ayakta ise taşıdığım 1.1lt’nin tamamını noktaya gelmeden 5dakika önce bitirdim. (rüzgarlı ve 2 derece sıcak bir havada!). Soğuk gün boyunca bir yudum sıcak içecek için 3KN olan 55km ikmal noktasına ulaşmanız gerekiyor… Vücudunuzu ilk 55km (benim için 7 saat) sıcak tutmanız gerek. Parkurun bir diğer sinsi zorluğu, 8.-68.kmler arasındaki çamurlu etaplardı.Fazla yapışkan olmamakla beraber, düz ve yokuş aşağı etaplarda hızlı koşmaya da izin verdiği için yanal kuvvetlerle eklemleri-tendonları zorladı.

2012 sıcak ve kuraktı, oysa bir sene sonra tam aksi hava koşuları bizi bekliyordu. Önceki haftasonu 16derecen olan hava aniden soğuyup yarıştan önceki Salı günü 5cm kar yağdı Paris’e. 13 Mart Çarşamba günü vardığımızda kar yağmış İstanbul’dan daha kilit bir Paris (İBB iyi çalışıyor, Paris Belediyesi çok yetersiz) ve 0/-2 arası hava karşıladı bizi. Önceki gece Paris’te tanıdığım insanlardan aldığım uyarı mesajları sayesinde bavula kar kış kıyafet ve aksesuarları atmayı başardım. Konaklamayı Eyfel Kulesine 5dk mesafede stüdyo kiralayarak çözdük. Odada uyumak dışında en uzun bavul toplamak için kaldığınız için yeterli, yemek masrafını minimize etmenize de yardım edebilir. 13-14-15 Mart, Paris’i gezmek, koşu mağazalarını inceleyip İznik Ultra broşürleri dağıtmakla geçti. Hande ile bazen beraber, bazen ayrı keşif ve gezilerimizi belki ayrı bir yazı haline getirebiliriz.

Eyfel Kulesinin altında, Sen nehri kıyısındaki büyük yarışma merkezi çadırı. F: EcoTrailA

Eyfel Kulesinin altında, Sen nehri kıyısındaki büyük yarışma merkezi çadırı. F: EcoTrailA

EcoTrail de Paris numara dağıtımı ve fuarı.

EcoTrail de Paris numara dağıtımı ve fuarı.

Cuma günü Eyfel Kulesi’nin yakınında kurulan çadıra gidip ufak maraton fuarını gezdik, numaramı 5 dakikada aldım. Malzeme kontrolü yapılmadığını bildiğim için çanta vs taşımadım. Yarış organizatörü Jean-Charles Perrin ve UTMB organizatörleri Cathrine&Michel Poletti’lerle sohbet edip Hande ile Paris gezimize devam ettik. Akşam malzemelerimi yayıp kullanacaklarımı ve taşıyacaklarımı yatağa dizdim. Hava raporları çelişkili. Rüzgar, yağış ve soğuk son anda geldiği için tereddütlerim var. Biraz fazla malzeme taşımaya ve kafamı rahat tutmaya karar veriyorum.

ecotrail-paris-2013 (20) malzemeler

Taşıdıklarım:
The North Face Enduro 13 çanta, 0,6lt + 0,75lt mataralar, Raid light ön cep
Petzl NAO kafa lambası
– The North Face Lightweight Crew içlik
– ASICS windstopper pullover
– Seal Skin Ultra Grip eldivenler
– Türk bayrağı
– Bardak,
– Elastik Bandaj
– Cep telefonu (kameralı)
Koska süper ikili (biraz yenmiş,120gr)
– 3 Jel, 2 mini Eti Canga, 1 snickers, 1 poşet kuruyemiş (300gr, badem, sultan üzümü, incir, dilimli ev pestili)
– 20euro, nufus cüzdanı, ultra iodine çubuğu
Fotoğrafta olup yanıma almadıklarım: GoPro Hero kamera, kullan at yağmurluk

Giydiklerim:
-Asics kapri tayt
-Siven OTR tshirt + kolluklar
Asics Gel Fuji Racer patika ayakkabısı
-Injinji + coolmax liner çoraplar
-CompreSSport kalf çorabı
-RaidLight tozluk
-Iznik Ultra boru bandana
-Asics beany cap
-Decathlon ince eldiven
-The North Face Venture Hyvent ceket

Yarış Günü: 16 Mart Cumartesi
EcoTrail 80km rotası Paris’in trenle 45dakika dışından başlıyor ve start saati 12:00. Sakin bir uykudan sonra uyanıp Sertan ve Serkan kardeşlerle belki trende, belki alanda buluşmak üzere 9:44te Eyfel Kulesi altındaki istasyondan kalkacak RER isimli tren için istasyona gittim.

Tren yarışmacı dolu. Benim vagonumda hiç yok ama yolda 50Kcılar Versay Sarayı’da çıkış alanına gitmek üzere iniyor. Saint-Quentin-en-Yvelines’de trenden inip otobüs aktarması ile bir tür mesire yerine (!) varıyoruz. Etkinlik alanında hava iyi de değil kötüde değil… Bu iyi, çünkü daha starta 1 saat var ve yağışta sığınılabilecek tek çadır en fazla 70 kişi istifleyebilir… Koşucu sayısı ise 2000…

Emre’nin blogunda yazdıklarını hatırlıyorum… Evet hava 20 derece olsa çok keyifli bir yer. Alanda her şey minimal kurulmuş ama temel ihtiyaçlar mevcut: WC, kantin çadırı (çay-kahve-kek ikramı var), dev LED ekran ve ses sistemi, sahne karavanı, 2000 yarışmacının eşyasını almak için dev çanta çadırları. İkram çadırı önünde Serkan ve Sertan ile buluşuyorum, beraberce ne giyeceğimizi yiyeceğimizi konuşup hazırlanıyoruz. İki kardeş çok deneyimliler. Daha önce bu parkuru da koştular. Ancak ikisi de son iki senedir çok yoğun çalışıyor, antrenmanları biraz aksamış, sezonu açmak için buradalar. Temkinli başlamak istiyorlar. Bilmediğim parkurda ben de güvende olmak istiyorum, onların temposuyla başlayıp 20 ve 50.kmlerde bakarım duruma, tutunmaya çalışırım diye içimden geçiriyorum.

Start öncesi: Ben, Serkan ve Sertan Girgin

Start öncesi: Ben, Serkan ve Sertan Girgin

15 dakika kala start çizgisine davet ediliyoruz. Sadece konuşmalar ve start…

80K start anı F:

80K start anı F: HerveLeGac


Geniş çayır 5 metrelik bir yola daralıyor. Düz ve hızlı patikada kalabalık içinde sakin tempo gidiyoruz. Zaman zaman yoldak büyük su birikintilerine basmak istemeyenler yüzünden trafik oluşuyor. Ben de yarışın bu kadar erken bir anında ayaklarımı ıslatmaktan kaçınıyorum. Sertan ve Serkan ile, rahat bir tempoda (ki onlar geçen seneye göre hızlı buluyorlar) 5:34-5:38 gibi bir tempoyla 55 dakika civarında ilk 10 kilometreyi aşıp trenden indiğimiz mahalleye geliyoruz:

Gün koşmak için çok ideal bir hava ve zemin ile başlıyor. 12-13.kmden sonra zemin çamurlanmaya başlayınca bacaklarda az kullanılan kaslar yoğun bir şekilde çalışmaya başlıyor. 80K rotası Paris kırsalındaki çayırlar, ormanlar, parklar ve yerleşimler çevresindeki yeşil alanları dolaşıyor, bazen içinde dolanıyor. İki yeşil alan alasında olabilecek en kısa beton/asfalt bağlantısı ile bazen alt geçitler, bazen üst geçitler kullanılıyor ama genelde gönüllülerin trafik emniyeti aldığı sokak geçişleri yapılıyor.

14754259

Parkur boyunca birçok gölet ve göl kenarından geçtik. F:Maindru Photos

Aşağıdaki gölet geçiş videosu ve yukarıdaki etaplar parkurun ana karakteri. İlk 20km görüntü alabildim, emektar N82 ilk ara kontrolden önce pil kısa devresi yapıp safra ağırlığı oldu malesef. Neyseki 7 saat sonra denediğimde açıldı ve eşimi arayabildim.

Çamurlu dik çıkışlardan biri. km18 civarı. Neyseki fazla yapışmıyor çamur.

Çamurlu dik çıkışlardan biri. km18 civarı. Neyseki fazla yapışmıyor çamur.

ecotrail-paris-2013 (41)

Çamurlu zemin örneği. km18 civarı

İlk ara noktasında su doldurup, masalardan birkaç avuç yiyecek alıp 5dakikadan hızlı devam ediyoruz. Çalışmayan telefonumu 50 metre sonra düşürdüğüm için dağılıyor, toplarken Girgin kardeşlerin 40metre arkasına düşüyorum. Aramızdakiler teknik ve tek kişilik patikalarda yavaşlayınca bir bakıyorum 150-200 metreye çıkıyor fark. Onları çantalarında tanıyarak tempomu koruyorum, yavaş yavaş aradaki farkı kapatmaya çalışıyorum. Nabzımı aniden yükseltmek istemiyorum. Bir saatten kadar sonra yetişiyorum. Bir süredir sağ bacağımda bazı sıkıntılar bar. Alt bacağımın önü, dizimin üstü ve squadımın ön kenarı boyunca bir sızı var. Artık yokuşları daha yavaş iniyorum. Adım basışlarımı değiştirerek en az ağrılı mekanizmayı kurmaya çalışıyorum. Sertan Serkan’a göre daha yavaş, kardeşi onu bekliyor. Ben de onlarla devam etmeyi daha uygun görüyorum. Şuan birazcık daha hızlı gidebilirim, ama ağrı artabilir. Ağrı artarsa yanımda konuşabileceğim, tutunabileceğim birilerinin olmasını istiyorum. Böylece devam etmek, zorlamak için daha kolay bir sebebim olacak.

45km bulunan Meudon kontrol noktası bir şatonun (Beylerbeyi Sarayı ebatlarında) önünde. Bu noktada sadece su var. Kendimi bir süredir sadece buraya varmak için şartladığım için olsa gerek, bacağımdaki ağrı ve yorgunluk artıyor. Kaldırıma oturarak mataramda kalan damla suları içiyorum. Bu arada organizasyonun mavi yağmurluklarını giyen bir çocuk nazikçe 1 pet şişe su ile gelip mataramı doldurmayı teklif ediyor. Matarımı açıp doldurmasına izin veriyorum. O an çevreme dikkat ediyorum, tentenin altındaki gönüllüler sürekli masaya bırakılan pet şişeleri dolduruyor, 5-6 adet güleç genç de mataraları alıp her gelen yarışmacının yanına koşuyorlar. Fransızca anlamıyorum ama yarışçının anlayabileceği bir enerji seslerinde… O noktaya varan yarışmacılara içten bir şekilde usanmadan su servisi yapıyorlar. Bizler de 10×10 metre bir alana yayılmış ayakta veya oturarak sularımızı ikmal ediyoruz, çantamızdan yiyecek ısırıyoruz. Hemen arkamda 4-5 kişilik basit kostümlü bir ekip ellerindeki kağıtlar, neşeli opera şarkıları söylüyorlar. Toplumsal gönüllülük örneği… Zorla değil isteyerek oradalar, içten yardım ediyorlar. Ülkemde bunların olması hayal mi? Bacaklarımın sızısı ile dünyaya dönüyorum. Yüreğim hafif, bacaklarım ağır. Sertan şatonun içinde 15dk kestirmeye karar verdi. Serkan benimle devam edeceğini, Sertan’ın muhtemelen 2-3 saate bize yetişeceğini söyleyince sızlanacak zaman kalmıyor. Devam ediyoruz. Parkın içinden tepeye tırmandıkça ısınıyoruz, tempomuzu arttırıyoruz.

Chaville-55km ikmal noktası en büyük motivasyonum. Bu noktada yiyecek var, daha da önemlisi sıcak içecek ve çorba var… Sıfırın biraz üstünde, rüzgarlı bir havada, ara sıra serpiştiren bulutlar son yarım saattir bas bayağı yağmura dönmüş durumda. Serkan’ın birkaç dakika arkasından ikmal çadırlarına varıyorum. Onu sağda enerji içeceği çadırında görmeme rağmen doğrudan çorba masasına yöneliyorum. Herkesin beslenme alışkanlığı, motivasyonu ve ağız tadı farklıdır. Ben tuzlu ve sıcak severim. Bu alanda tuzlu fıstık, patates cipsi, küp peynirler, tuzlu krakerler, kola ve çorba tüketiyorum. Yağmurdan kaçacak yer yok. İçim ısınana kadar sanırım 4 kase (yarım dolduruyorlar) çorba alıp içiyorum. Serkan daha hafif beslenmeye alışık, haliyle sen yetişirsin diyerek devam ediyor. İkilem de kalsam da son kase çorbaya yöneliyorum. 12dakika kadar sonra, kişisel bardağımda kola, avucumda krater ve tuzlu fıstık patikada yavaş yavaş yürüyorum. Zaten soğuk yağmurda hareketsiz durmaktan bacaklar taşlaştı, hızlı başlamaya imkan yok. Bu etapta soğuk, sızılı ve ruhsuzum. Yokuşlar bitmiyor. Hızlanmaya çalışıyorum ama sanki vites atmıyor. iPod’da sürekli yavaş şarkılar var, atlatıyorum -atlatıyorum… Alaca karanlık bastırırken NAO’yu çantadan çıkartıyorum. yağmur da dindiği için kritik bir kararla, TNF Vnture yağmurluğu çıkartıp ince Asics windstopper yeleği giyiyorum. Islak ceket çıkınca ürperiyorum ama kuru rüzgarlığı giyince ısınmaya başlıyorum hemen. Ortasında durduğum yokuşu güçlü adımlarla tırmanmaya başlıyorum. Sıcak ve yarışa yeni başlamış gibiyim. Kendimi konforlu hale getirince herşey güzel. Bu kuru mutluluk 15 dakika sonra düşmeye bağlayan damlalarla ıslanıyor, ama soğumuyor. Sağanak yağmur son iki-üç kilometreye kadar durmuyor, ben de.

ST.Cloud kontrol noktası 67.km’de. Çorba ve atıştırmalıklara daha az vakit ayırıyorum, Serkan’ı göremedim, belki azıcık ilerdedir? hemen devam ediyorum. Telefonumu açıp Hande’yi aramayı başarıyorum. son 8km, düz zeminde, kaldırımlarda, köprülerde, parke taşlarda, yol kenarında arabalara teğet koşuyoruz. Paris’teki ufak Özgürlük Anıtı’nın yanından geçerken yağmurun durduğunu fark ediyorum. Işık çok güzel. Eyfel kulesi ve üzerindeki döner ışıldak, bana “Yüzüklerin Efendisi” kitap ve filmlerini hatırlatıyor… Yükümü kaçınılmaz sona daha hızlı ulaştırmak için enerji doluyorum. Bu etap düşündüğümden hızlı geçiyor ve aniden bitiş çizgisine varıyorum. Önce inanamıyorum, çünkü Fransızca haberleri anlayamamışım, bu sene Eyfel Kulesi’ne tırmanmıyormuşuz…

Artık Paris sokaklarındayız... Rota döne döne gidiyor, fonda hep Eyfel kulesi

Artık Paris sokaklarındayız… Rota döne döne gidiyor, fonda hep Eyfel kulesi F: Maindru

 

14761028

Mutlu son… Net zaman 9:25:36… Arkada temsili balon Eyfel… F: Maindru

Bitirme Tshirt’ümü alıyorum (bitirme madalyası yok) ve yakındaki spor salonunda çantamı bulmaya gidiyorum. Üstümdeki ıslakları çıkartıp kuru yedeklerin hepsini kat kat giyiyorum. Serkan beni buluyor, 20 dakika kadar önümden gelmiş, baştan aşağı değişmiş. Kardeşini merak ettiği için ben giyinirken finişe gidiyor. Yorgunluktan birbirimizin telefonlarını almıyoruz, kalabalıkta birbirimizi bulamıyoruz bir daha (sadece Sertan ile telefon alışverişi yapmışız.) Hande ile yemek çadırına gidip karnımı doyuruyoruz. Bu ikram masaları açık büfe ve 7-8 çeşit lezzetli yemekler her beslenme alışkanlığına uygun seçim yapmaya izin veriyor.

 

Finish sonrası ziyafet çadırı. Haliyle yorgunum ve az ışıkta titretiyorum.

Finish sonrası ziyafet çadırı. Haliyle yorgunum ve az ışıkta titretiyorum.

EcoTrail Paris 2013, 80K parkuru sonuç detaylarım

EcoTrail Paris 2013, 80K parkuru sonuç detaylarım

Garmin datası: http://connect.garmin.com/activity/285404079
Dailymile linki: http://www.dailymile.com/people/canero/entries/21531609

İyiler/İyi Uyguladıklarım:
– Seçim hedeflerime ulaştım: Sezonu açtım, hızlı bir uzun koştum, parkur boyunca koştum, soğuk-ıslak koşmak becerimi yükselttim. Yarış mutfağını gözlemledim.
– Değişik malzemeler ve yiyecekler denedim, memnun kaldım.
– Ayakkabı tozluğu kesinlikle doğru seçim oldu.
– Soğukta mideyi üşütmedim (ya da çok az), midemi bozmadım.
– Yarışın çok büyük bölümünü yanlız koştum, playlistim genel olarak iyiydi.
– Bacağımdaki sorunla tempo ve basış şeklimi sürekli değiştirerek iyi baş ettim.

Gelişmesi gereken Noktalarım/Öğrendiklerim:
– Bol ve büyük kıyafet sıkıntı yaratıyor, bir daha giyme (L beden değilim)
– Asics Fuji Racer güzel ayakkabı ama benim için fazla ince. Ayaklarım 80km koşmak için orta tabanı daha kalın ayakkabı aradı.
– Yanlış planlama: Fazla yiyecek taşıdım. Yemediklerim : 125 gr kuruyemiş, 1 snickers, 1 mini eti canga, 1 enerji jeli.
– Elektrolit dengesi: Herşeye rağmen 14 çiş molası, bir inşaat.
– Zihnimi daha fazla yarışa, tempolu gitmeye sevk etmeliyim. Yarışı önceden görselleştirmek ve daha net hedefler düşünmek faydalı olabilir.
– Elektronik aletleri e olursa olsun %100 şarj öncesinde

Son Söz:
EcoTrail de Paris, görece düz, hızlı, hava koşullarından etkilenen, beslenme stratejini iyi kurmayı gerektiren bir yarış. Kayıt ücreti 87 Euro, ucuz bir yarış değil ama dünya metropollerinden birindeki saklı patikaları görmek güzel. Aile tatili, eşinizin ultra maraton koşmanıza sıcak bakması için ideal bir mekan. 5-6 ay önceden plan yapınca uçak ve konaklamayı çok makul almak mümkün. Vakit ve imkan dahilinde tekrarlanabilir. 50km ve 30km yarışları da cazip. Rota işaretlemeleri bence yeterli, hiç sorun yaşamadım, ama Geyik Koşuları’ndaki işaretlemenin %25i kadar işaret olduğunu bilin, işaret yoksa hep düz gidin ve 100-150 mt işaret yoksa hemen geri dönün.

Tamamen farklı bir yarış gibi geçen 2012 yılı EcoTrail 80K raporunu Emre Tok’un kaleminden okumak isterseniz buraya tıklayınız.

Dip not: Raporumu geciktirdim, bu aralar yazılar da çok seyreldi farkındayım. Yaşamın diğer sorumluluklarından dolayı ya antrenman ya yazı ikilimi var bu aralar. Bu hafta sanırım 2 koşu pas geçtim… Umarım yarın sabah 3 olmaz, anlayışınıza teşekkür ederim

 

Uzun koşular ile ilgili benzer rapor ve yazılarım:
UTMB 2012: Bir dağın gölgesinde koşmak
Kartepe Çık-İn Koşusu
DASK ADAM 2012yi Kazandık!
Yıldız Parkı 6 Saat koşusu
İznik Ultra Maratonu için Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları 
Belgrad Ormanında Patika Parkuru: Geyik Koşuları
Team Ultra Trail Runner (TUTR) Çekmeköy Deneme koşusu 45km, 22 Ocak 2012
Göynük Patika Koşusu: Ali’nin Yolu
Ultima Frontera 160: Geldik, gördük, koştuk 
I. Sigma Cam Çekmeköy 50K: Türkiye’nin ilk tek etap ultra patika koşusu 
TDS Video hikayesi: Online Video Belgeselimiz 
UTMB-TDS Raporu

Runfire Ultra 2012 arşiv yazılarım:
Runfire Ultra 2012 Değerlendirmesi
Runfire gün 6 – son etap
Runfire gün 5 uzun etap
Runfire gün 4
Runfire gün 3
Runfire gün 2
Runfire gün 1
Runfire canlı takip ve yayın, video linki. 
Runfire yarış öncesi, sıfırıncı sayfa
Runfire Cappadocia Hazırlıklarım

Leave a Reply

Pin It on Pinterest

Share This
Get Adobe Flash player Plugin by wpburn.com wordpress themes