Hayat, Hayaller, Bedel: CUT

25 Ekim 2014’te Ürgüp merkezli olarak The North Face® Cappadocia Ultra Trail yarışları ilk kez yapıldı. 30km, 60km ve yarışa ismini veren 110km parkurları koşuldu. Bu sene az yarış koşabildim; 3. ultram ve 4. koşu yarışım olarak 110K parkuruna katıldım. 19 saat 16 dakikada bitişe geldim. Bence harika bir parkurda oldukça güzel bir ilk sene organizasyonu yapıldı. Yeterince hazır olmadığımı biliyordum, hedefim bitirmekti. Sağlık içinde bitirmek. Yarışta işler öngördüğümden daha erken ters gitmeye başladı. Hayatımdaki zihnen en zor yarışlardan birini yaşadım, fiziksel ağrılar da cabası. (Manen) Düştüğüm yerden çıkıp yarışa devam etmek için verdiğim mücadele beni düşündürdü. Yarış raporum bu tecrübenin çevresinde, öncekilerden belki biraz daha farklı bir tarzda şekillendi.

HAYAT
Yaşam kavgası hepimizin gününü dolduruyor. Kendi işimin sahibi olmak kimi zaman esnek olmamı kolaylaştırsa da, hizmet sektörünün uzun ve stresli saatleri özel hayatıma taşıyor. Ailem, oğlum, sosyal hayat ve bunların arasında antrenmanlar. Antrenman yoksa, hedef yarışlara katılmanın ön hazırlığı eksik kalıyor. Yakın döneme baktığımda, Ağustos ortasından bugüne aralıksız yoğun bir çalışma dönemi geçirdim. Organizasyonlar, seyahatler, projeler, teklifler… Bitmek üzere, ama bitmedi. Antrenman yoğunluğumu azaltmak zorunda kaldım, içim içimi kemirdi. Aralarda dozu arttırdım, yorgunluk birikmeye başladı. Yarıştan önceki haftaya yorgun başlarken uykumu iyi almam gerektiğini kendime hatırlatmama rağmen, “yetişmesi gereken” sosyal sorumluluk projemi gündüz saatlerine sığdıramadığım için üst üste 3 gece çok az uyuyabildim.

HAYALLER
Başarmak istediğim hayaller her güne başlayıp bitirmek için bana güç verir. Hatırlayabildiğim kadarıyla, hayalim veya hayallerim olmayan gün sayısı çok az… Geçiş dönemlerinde bir kaç melankolik gün. Koşmaya başladıktan bir süre sonra ultra maraton hayalleri kurmaya başladım. Bazıları sadece koşup tamamlamayı, kimi ise tatil destinasyonu (örnek: Eco Trail Paris ), kimi İznik Ultra tanıtım hedeflerine uygun (mesela Lakeland 50) seçimlerdi. Hayal, adı üstünde, ulaşmak istediğin bir resim. Bazen ona giden yol resmin kendisinden daha motive edici. Ultra maraton özelinde, hayal hedeflere doğru hazırlığı (antrenman, beslenme, dinlenme, vb) yapmak yarışın kendisinden çok daha zor. Günlerinin nasıl geçeceğini planlayabildiğin ve uzun dönemde plana sadık kalabildiğin bir yaşamda, hayallere nasıl hazırlanacağını daha net planlayabilir, uygulayabilirsin. Yeterince hazırlanamadığında iki seçeneğin vardır; İlki hayalindeki resmi değiştirmek. Yarışı değiştirmek, yarışı iptal etmek, daha yavaş koşmayı planlamak, yarışıbitirmeyeceğini kabul etmek… Veya, kesilecek ek bedel faturasına kabul etmek üzere devam edersiniz…

BEDEL
Bu konuda iki temel şey biliyorum: Hazır olmadığın zaman BEDEL ödersin. Hiç bir zaman tam olarak HAZIR olamazsın.
“Kabul Edilebilir Bedel”, senin baştan olabileceğini tahmin ettiğin, vuku bulduğunda sövsen ve söylensen de, kabul ettiğin, hatta bazen bahane olarak kullandığın zorluklardır. Dersin ki parkur yokuşluydu, iyi koşamadım. Hava sıcaktı, uykusuzdum, yanlız koştum-önümde grup vardı geçemedim… Hayal ettiğin hız veya hazda tamamlayamamışsındır yarışını, ama gerçekten zorlanmadın da. (Elbette bazıları bu zorlukları epik hikayelermiş gibi dillendirebilir, avcı anıları misali.) Bir de gerçekten kalıcı hasarları olan bedeller vardır; seni fiziken veya manen kırabilir, hatta kalıcı sakatlıklara, ölümlere yol açabilirler. Parkuru bitirmek dizini sakatlamaya değer mi? Koşudan veya arkadaşından nefret etmeye değer mi?
HAYAT+BEDEL: Ne kadar BEDEL ödemeye HAZIRsın?
Ultra koşu, bu soruya vereceğin cevap ile sürer veya biter.

Durum Özeti
2014 içinde ancak fit kalmaya yetecek kadar antrenman yapabildim, Ağustos sonunda 110K kayıt formunu gönderdiğimde çok ideal olmasada, yeterli hazırlık yapmam teoride mümkündü. Eylül-Ekim iş yoğunluğumda hedef kilometreler ve koşu kalitesinden uzaklaştım. Ekim başında Bafa’daki uzun gün antrenmanım sonrasında kendime tekrar güvendim. Yarıştan 2 hafta önce kötü bir uyku düzenine rağmen 60km’yi aştım. Yorulduğum Geyik Koşuları organizasyonundan sonra ilk kez yarış-sonrası koşumda canımın acıdığını hissettim. Dinlenmem gerekiyordu. Zaten taper haftasında olacaktım, km değil değil uyku ve beslenme daha da önemliydi. Yazması kolay, yapması zor; Yaşamdaki önceliklerim uyku düzenimi kurmama izin vermedi. Cuma sabah 06:15teki ucuz uçuşa yetişmek için 04:00te kalkınca son 3 gece toplam 14 saat uyumuş oldum. Yarış kurallarını, eğim profilini, bırakma çantasını, vb detayları son 48 saatte okuyabildim. Birçok olasılık için değişik kıyafet ve yiyecek alternatiflerini 60lt’lik çantaya sıkıştırıp yarış planımı yolculukta ve Ürgüp’te kesinleştirmek üzere yola çıktım.
Bunlar bahane değil. Gerçek veriler. Bahane, kendini kandırmak içindir. Veriler ise, soğuk ve çıplak bir şekilde kabul edersen sana birşey öğretebilir. Açıkcası, bu kadar basit ve ufak hatayı nasıl yan yana yaptığıma şaşıyorum… Hatta yarışın içinde de şaştım…Sonra aklıma Malcolm Gladwell’in Outliers (Çizginin Dışındakiler) kitabında uçak kazalarını örneklediği bölüm geldi. Sivil havacılıkta bir uçağın düşeceği bir kazanın tek ve büyük bir hatadan meydana gelmediğini, tek başına uçağı düşürmeyecek kadar ufak birçok (ki en az 5 diyormuş istatistikler) küçük ve tek başına tolere edilebilir hatanın peşpeşe gelmesiyle uçak kazalarının gerçekleştiğini anlatıyor. Hasar görmüş bedenim ve ruhumu koruyup, yeni bir darbe almadan bitişe nasıl götüreceğimi düşünmeye başladığım zaman benim için yarış bitmişti. Sadece önümde henüz uzun saatler vardı ve aklıma sevgili dostum (ve ilham verici, başarılı bir koşucu aynı zamanda) Aykut’un (Çelikbaş) Göthe’den yaptığı alıntı geldi: “Enjoy when you can, endure when you must – Mümkün olduğunda keyfini çıkarın, mecbur kaldığınızda dayanma gücü gösterin.” Şimdi virgülden sonrası başlıyordu…

CUT: The North Face® Cappadocia Ultra Trail, 110km
Yaz ortasında duyurulan yarış, Argeus Tourism & Travel tarafından organize edildi. Bisiklet organizasyonlarında güçlü, Kapadokya yöresinin büyük ve güvenilir turizmcilerinden olduklarını öğrendiğim şirket benim için kapalı kutuydu. Teknik planlayıcıları Serkan & Sertan Girgin kardeşleri ise iyi tanıyordum. Ultra maraton camiamızın en sessiz ama belki de en aktif üyelerinden olan Girgin kardeşler, malesef ki 2010 CCC yarışlarından sonra tecrübelerini pek kaleme almadılar. Ama bu arada Avrupa’da yaşamanın lojistik avantajını da kullanıp birçok önemli uzun ve teknik yarışa gittiler, bitirdiler. Paylaşımı, Cappadocia Ultra Trail yarışını organize ederek yaptılar. Pek de iyi oldu!  Argeus’un lojistik ve operasyon gücüyle Girgin’lerin teknik bilgisi çok güzel bir birliktelik çıkardı.

110km Parkuru Eğim Grafiği

110km Parkuru Eğim Grafiği

110Km parkuru, ilk 62km içinde KuzeyBatı tarafında bir halka çizerken Kapadokya’nın bilinen ve en görsel vadilerinden, yerleşimlerinden geçiyor. Bu bölümde görece kısa,  ama çok iniş çıkış var. Zemin genelde rahat. Ürgüp’den tekrar bu sefer doğuda çizilen ikinci çember, daha az bilinen gidilen bölgelerde, dar patiklar ve patikasız etaplarda geçiyor. Daha az sayıda ama uzun rampalarda inip çıkıyorsunuz.

Perşembe gecesi çantamı bol yedekli hazırladığımda, neleri unutmuş olabileceğimi düşünmeye çalıştım. Yarışların arasına uzun aralar girmesinin kötü yanı hazırlık reflekslerinin körelmesi. Eğim profil kağıdı, koli bandı, acil durum ilaçları ve kompresyon çoraplarım dışında hazırdım. Kısa bir geceden sonra 06:10 uçağı ile havalandık, erken saatte Kayseri’ye varıp otelimize erken giriş yapmanın konforunu yaşadık. Aykut Çelikbaş ile beraber kalıyorduk. o Spartathlon sonrası henüz yarışmaya hazır olmadığı için gönüllü olmaya karar verdi. 160 kişiye mükemmel destek olup sonra bir de Ultra Maratonda Gönüllü Rehberi kaleme aldı. Kayıt, kahvaltı ve alışveriş işlerinden sonra aile dostlarımızı ziyaret ettim.  Gün devam etti ve dinlenemedim. Yaptığım en doğru şey, yarışma brifinginden önce bırakma çantamı ve yarış kitimi (çantamı) tam olarak hazırladım.

<a href="http://uzunpatika commander cialis internet.com/wp-content/uploads/2014/11/cappadociaultra-6.jpg”>Yarışta TNF Long Haul şort, TNF Ttant atleyt, iznik ultra kolluklar ve New Balance Leadville 1210 ayakkabılar ile başlamaya kadar verdim.

Yarışta TNF Long Haul şort, TNF T-tank atlet, iznik ultra kollukları ve New Balance Leadville 1210 ayakkabılar ile başlamaya kadar verdim. 62.km’de gerekirse üzere TNF GTD Tayt, gece için TNF uzun kollu içlik, yedek tshirt ve TNF Single Track ayakkabıları stokladım. Hepsini de değiştirdim. Leki Micro batonlarımı yarış boyunca taşıdım.

 

Yarış brifingine yetiştim. Açıkcası, uzun yarış öncesi brifinglerin pek faydalı olduğunu düşünmüyorum. Yazılı özet notlar olmalı kanımca. Zengin yarış öncesi akşam yemeğini uzatmadan yedikten sonra otele döndüm, Aykut gönüllü toplantısına katılacaktı. Sabah, planladığım şekilde hazırlanıp 62km’de ulaşacağım ikmal çantamı bıraktıktan sonra start çizgisinde dostlarla buluştum. 110K ve 60K parkurları beraber start alacaktık. Toplu start ile başlayan yarışın ilk kilometrelerinde temkinli gitmeye çalıştım. yokuş aşağı biraz hızlanarak, yokuş yukarı nabzımı korumak için yavaşlayarak kimi zaman başkalarının yanında, kimi zaman bir başıma. Tempo rahattı, Lakeland 50‘dekinden daha hızlı değildim. Parkur uzun olduğu için  mutlaka rezervli ilerlemem gerektiğini hatırlatıyordum.

Ortahisar'a yaklaşırken önümüzde aydınlanan kayalar.

Ortahisar’a yaklaşırken önümüzde aydınlanan kayalar.

Yarışın başında Ortahisar'a yaklaşırken.

Yarışın başında Ortahisar’a yaklaşırken. F: Bekir Karadeniz

Sanırım 2.-3. istasyonlar arasında. F: Bekir Karadeniz

Sanırım 2.-3. istasyonlar arasında. F: Bekir Karadeniz

Parkur ilk 15km düzgün zeminde, çoğu zaman toprak yolda gidiyor. Göreme’ye yaklaşıp Uçhisar’a devam ederken ve Uçhisar’dan göremeye dönerken vadilerde teknik dar patikalarda ilerliyor.

Zelve Vadisi'ni yokuş aşağı koştuk. Yaprakların renklerine bakarak koşmak harikaydı. Bahadır İşseven'le beraber ilerlediğimiz etap.

Zelve Vadisi’ni yokuş aşağı koştuk. Yaprakların renklerine bakarak koşmak harikaydı. Bahadır İşseven’le beraber ilerlediğimiz etap.

Bu bölümler çok keyifli ve hızlı geçti ( vadilerde zıplaya zıplaya giderken soft flask ve sof bardağımı düşürmek pahasına…) Patikanın en zor yerleri kayaların içinde akçak tünellerden geçtiğim kısımlar oldu – eğilerek koşmak için yeterince esnek değilmişim! Vadi içlerinde bazı yol sapaklarında tereddüt etsem de işaretleme oldukça iyiydi. En zorlandığım yer tünellerden birini sonuna kadar devam etmek yerine ilk ışık gelen kapı sandığım pencereden alakasız bir terasa çıkıp kaybettiğim 2 dakika oldu. Yarış öncesinde, hep yaptığım üzere geçiş zamanlarımı tahmin etmiştim. Eğim grafiğindeki yükseklik rakamlarına bakmadığım için olsa gerek, ilk CP’den sonrasında zaman arttırmaya başlamıştım.

Merhaba Göreme!

Merhaba Göreme!

arzuduman-01

F: Arzu Duman

30km civarında, tam da asfalt kenarında kısa bir geçişle yeni bir toprak yola bağlanırken sevgili Arzu’nun yakaladığı bu pozdan 3-4dk sonra, kendimi kötü hissetmeye başladım. Karnımın ağrıma şeklinden motoru bozmak üzere olduğumu hissediyordum ve önceki tecrübelerimden bunun ne kadar kötü bir olay olduğunu biliyordum. Önden gelen halsizlikle, bir süre karnımın sesini dinleyerek yavaşlamışken sol dizim de ağrımaya başladı. Ersafuril tabletlerini komidinde unuttuğumu hatırladım. Uzun ve 3 çömelmeli bir mola ile bağırsak hareketlerimi rahatlattıktan sonra, koş-yürü ile Aykut’un da görev yaptığı 34.km’deki Göreme istasyonuna vardım. Bir WC molası daha… Cırcır değilim, ama bunca yük de nereden gelmiş çözemiyorum. Helva ve kola ile beslenip sindirim sistemimi stabilize etmeye odaklandığım uzun bir mola veriyorum . Birçok koşucu beni geçiyor. Aykut’un uyarılarına rağmen vakti kullanıyorum, zira problem büyürse yarış azap olur.

Yarışa devam ettiğim zaman mide sorunlarını gittikçe hafifliyor. Ancak kötü haber dizlerde. her iki dizim, 3Boyutlu olarak muhtelif yerlerinden ağrıyor. Ayağımın basış şekli ve eğime göre yeri değişse de, ağrı orada bir yerde. Maraton mesafesindeki Çavuşin noktasından sonra tırmandığımız Aktağ’ın platosu ve inişinde artık koşamadığımı kabul edip hızlı yürüme tekniklerine bakıyorum. Bu bölüm bir yarışta ilk kez sürekli olarak yarışı bırakmak ve devam etmek arasında kendimi sorguladığım etap. The North Face Cappadocia Ultra Trail ne koştuğum en uzun, ne en uzun süren , ne en fazla tırmanışlı, ne en bozuk zeminli, ne de en kötü havada geçeni… AMA … Şuan en acı vereni. En çaresiz hissettiğim. Koşamayacağım kesin, daha 70km yürümem gerek. Bırak kürsüyü, ilk 10 hatta ilk 15 için şansım yok şu ufacık yarışta… Uçuşan düşünceler var zihnim de: Hiç yarış bırakmadım, bu ilk mi olacak? Bırakmazsam sakatlanıp aylarca koşamayabilir -miyim? Abartıyor muyum? 70km yürümenin anlamı ne? Neden 60km parkuruna dönmedim ki?…

Zihnimdeki gürültüyü bastırıp kendime net cevabı olan sorular sormaya başlıyorum;
*Bitirmek istiyor muyum? – Evet!
*Tamamlamak yeter mi? – Evet!
*Vücudumu kırma pahasına mı? -Hayır!
*Vücudumu nasıl kırmam? -Dizimin limitlelerinde, onu acıtmayacak hızda devam ederek…
*Bunu yapacaksam yürümem gerek, Ürgüp’ten sonra 50 km daha yürüyebilir miyim? – Neden olmasın?
*Ne kadar sürebilir? -Saatte 5km ile 10 saat, belki 11 saat!
*O kadar zamanım var mı? – Kurallara göre var, hatta yedek bile var…
*Otelde uyumak yerine gece boyunca yürümek istediğine emin misin? -Evet..
*Dizim dayanır mı? – Bilmiyorum, dayandığı kadar…
*Problem ne? Nasıl çözülür? – Problem yorgunluğun, akılsızlığın. Ürgüp’te dinlen, buz koy, beslen, sıvı ve elektrolit al.
Yukardaki birkaç satırı ilerletmek birkaç saat aldı. Madem devam etmek istiyordum, yapılması gereken belliydi: Dizi dinlendirmek, soğutmak. Eğer teşhisim doğruysa efektif bir 45dk dinlenme, belki uyuyacağım 1,5 saatlik bir mola ile devam edebilirdim. Ancak dizi soğutamazsam bu iş kısa süremez. Soğutucu sprey değil buz gerekli. Kampta var mıdır buz? Yoksa bulmanın tek yolu var… Aykut’u arayıp Göreme’yi kapatıp Ürgüp’e dönüp dönmeyeceğini sorduktan sonra, durumu özetledim. Birkaç soru ile durumu kontrol edip olumlu telkin ile telefonu kapattı. Destek alabilmek gerçekten değerli bir yarışta, özellikle böyle bir durumda. Kalan 10km’de sadece dizimi koruyarak olabildiğince hızlı gitmeye çalışıyorum, mesafeyi aşmam iki saat sürüyor.

Ürgüp'te 62.kmde uzun mola. 2 tabak gerçek yemek, 3 bardak çorba, 1 bardak kola, 45 dakika buz kompress, 5 dakika masaj, üst değiştirme, dostlardan  moral cümleleri. F: Suna Altan

Ürgüp’te 62.kmde uzun mola. 2 tabak gerçek yemek, 3 bardak çorba, 1 bardak kola, 45 dakika buz kompress, 5 dakika profesyonel masaj, üst değiştirme, dostlardan moral cümleleri, sol dize kinesio tape (by Alessia) F: Suna Altan

Ürgüp kontrol noktasında Aykut beni karşılıyor, oturtup besliyor. Sipariş ettiği buzları getiriyor. Onun iteklemesine rağmen acele etmiyorum, çıkmam 61 dakikayı buluyor. Gücümü toplamam, dizlerimi dinlendirmem çok önemli. Vücudumu tanıyorsam bu yarış artık bitecek.

Ürgüp'ten 4km kadar sonra, Bayrak Tepeden itibaren patikanın olmadığı etap. Bayrakları takip et. İran'lı Mohammad Mostafaei ile beraber ilerlediğimiz etap.

Ürgüp’ten 4km kadar sonra, Bayrak Tepeden itibaren patikanın olmadığı etap. Bayrakları takip et. İran’lı Mohammad Mostafaei ile beraber ilerlediğimiz etap.

Yola devam ediyorum, koştuğumda ağrılar başlıyor, kısa koşular arası uzun ve tempolu yürüyüş disiplini oluşturuyorum. 3,5km sonra yoldan çıp bayraklardan araziyi yardırarak devam ediyoruz. Bu etapda İranlı bir koşucu ile biraz muhabbet ediyorum, plato tırmanışının tekrar yollarda geçen etabında lafa dalıp sapak kaçırıyoruz, o biraz daha aşağı inmek isteyince ayrılıyoruz. Bu etapta yarışmacılara üzüm yıkayıp tepside yola bırakan, yanına da 2 lt su kolay gerçek Anadolu insanına dua ediyorum.

Dağda bizi ayı kapmıyor, gerçek insan karşılıyor...

Dağda bizi ayı kapmıyor, gerçek insan karşılıyor…

15 dakika sonra bastıran karanlık, “devam etme” oyununda fonu değiştiriyor. Fenerimi yakıp devam ediyorum. Offroad kısımlarda daha rahat ve emin gidiyorum; zemin bozuk olsa da bayraklar mutlaka birinden diğeri hatta birkaçı görünecek şekilde. Hızımı ayarlayıp gidiyorum.

Petzl NAo ışında bayrak hedefleri - yada parlayan reflektörler

Petzl NAO ışında bayrak hedefleri – yada parlayan reflektörler

Bütün gece peşinden gittiğim işaretler... offroad etaplarda oldukça sık.

Bütün gece peşinden gittiğim işaretler… offroad etaplarda oldukça sık.

77.kmde yer alan Plato kontrol noktasından kısa süre sonra bağlandığım toprak yol sisteminde zemin daha düz olsa da, işaretlerin aralıkları düzensizleştiği için çok daha tedigin, hatta 4-5 kere şüpheye düşüp son işarete geri dönerek ilerledim. bulutlarla yıldızsız, ama şehir ve köylerin kızıl ışıklarıyla turunculaşan gökkubbe altında kimi zaman fenerimin ışığını kapatarak anın keyfini yaşadım.

Bir süre Muazzez’in arkadaşlığında ilerlediğim bu etapta fiziksel zorlanmadan çok zihinsel deneyimlerim kaldı aklımda. Birçoğunu kendime saklamak istediğim düşüncelerle, biraz zihnime defrag yaparak kendimi Ürgüp’e geri getirdim.

cappadociaultra (20)

19 saat 16 dakika sonra, başladığım noktaya tekrar döndüm. F: Aykut Çelikbaş

Bitişte Serkan, Sertan ve Aykut’u görmek çok güzeldi. Biraz laflayıp sabah 02:00de hala bitirenler için sıcak yemek sunan yarış merkezine gittik. Bedava yemek için biraz fazla efor verdim sanırım?

Çocuk Koşusu: Pazar sabahı yapılan çocuk koşusu Ürgüp'teki çocukları organizasyona dahil etti, seneye daha da büyüyecektir.

Çocuk Koşusu: Pazar sabahı yapılan çocuk koşusu Ürgüp’teki çocukları organizasyona dahil etti, seneye daha da büyüyecektir.

SONUÇ

The North Face Cappadocia Ultra Trail, benim için zor ve öğretici bir yarış oldu. Öğrendiğimi düşündüklerimin büyük kısmını yukarıda paylaştım. Yarış parkurunun GPS datasını malesef 18 küsur saat sonra şarjı biten Garmin 310XT kendini resetlediği için kaybettim. Yarıştan 10gün geçmiş olmasına karşın diğer koşucu arkadaşların datalarını incelemeye fırsatım olmadı. Bu sebeple bu rapor fazla edebi olmuş olabilir…

Parkur: Ben çok sevdim, daha sağlıklı ve antrenmanlı dönüp %80 koşmaya niyetliyim. 110K parkuru, önemli miktarda bozuk yüzey içeren (alışık olmayanı bozan) zorlu bir trail. Bozuk zeminde belli zaman (ve gece de ) koştuktan sonra katılmakta fayda var.  Bu konuda eksikseniz 60K parkuru sizi bekliyor ve kesinlikle harcadığınız para ve zamana değer.

İşaretleme: Bence yeteri kadar iyiydi. Yollarda bazen düzensiz aralıkla bayrak olması biraz tedirgin edici geldi ama toplamda 15 dakikadan fazla yol şaşırmadım.

İstasyon 2: Uçhisar. Bir butik otelin avlusunda...evet fazla lüks

İstasyon 2: Uçhisar. Bir butik otelin avlusunda…evet fazla lüks

İstasyonlar: Güzel düşünülmüş ve zengindi. Birkaç istasyonda fıstık eksikliği dışında vaatedilen herşey vardı.  Tavuk çorbası yerine daha az aramatik bir bulyon çorbası veya ezogelin, tercih edebilirdim. Ben tuzlu sevdiğim için ekmek ve cips aradım. Türkiye’de belki zeytini de demirbaş yapmalıyız. Helva, daha önce yarışta denemediğim ama çok başarılı bulduğum gıda oldu. Arazideki (Akdağ ve Plato) istasyonları dahil harika bir sunum vardı. Görevliler, birkaç kişi dışında koşucu değildi. Ancak iyi niyetli, çalışkan ve güleryüzlüydüler. Bu sene koşucuları tanıdılar, seneye daha da iyi olacaktır.

Diğer: Yarışma merkezi, yemek servisleri, başlangıç ve bitiş alanı güzel kurulmuştu. Organizasyonda çalışan herkes güleryüzlü ve çözüm odaklıydı. Brifing uzundu. Katılım tshirtü ve bi,tirme polar kazakları oldukça tatmin edici.

Sonuçlar ve  daha fala bilgi yarışın internet adresinde: www.cappadociaultratrail.com

Resmi Yarış Videosu:

Leave a Reply

Pin It on Pinterest

Share This
Get Adobe Flash player Plugin by wpburn.com wordpress themes