İstanbul 15km: Vazgeçemediğim ama Kızdığım Sevgili Koşu

Bu gün 15 Kasım 2015. Vodafone İstanbul Maratonu 37.kez yapıldı. 2009dan beri kesintisiz 7. kere katıldım, yanlışım yoksa üçüncü kez 15km parkurunu koştum. Uzun zamandır yolda bu mesafe yarışmamıştım. 2014 yılındaki Bursa Osmangazi Tarihi Kent Koşusu derecemi iyileştirmeyi hedefledim. Ayrıca, her İstanbul Maratonu’nda yaptığım üzere, yardım amaçlı koşmak istedim. 2015 İstanbul kampanyam TOHUM OTİZM Vakfı ve AKUT Derneği için destek bulmayı amaçlıyor, kısaca burada. Hala destek olabilirsiniz! (ve Teşekkür ederim.)

Yukarıda, hedef dediğime bakmayın, hedefe yönelik antrenman yapmadım. TNF Kapadokya Ultra Trail sonrasındaki 3 haftada düzgün koşamadım bile. Bu arada, Aralık başında 75km’lik bir yarışa kayıt olunca, akıllı arkadaşlarımla sohbet ederken İstanbul’u 15km’ye çevirmeye karar verdim. 15km’yi hızlı koşmaya çalışıp, 3 haftalık koşma molasına da son vermeyi amaçladım. Planın yarısı tuttu. 1:02:12 koşarak yapabildiğim kadar hızlı gittim, yarından itibaren hafif ama sık koşarak ritmimi toparlamayı umuyorum.

IMG_8551w

Starta 10-15 dakika kala start takları.

Ultra maratonlarda uzun mesafeden dolayı devam etme motivasyonları arıyorsunuz. Yorgunluk ve zorluklar sizi karanlık (sanal) çukurlara yuvarlamaya çalışırken, kendinizi yukarı çekiyorsunuz. Kısa yarışlarda kendinizi daha farklı sınırlarda zorluyorsunuz. Acı ile zorlanmanın arasında, tam gaz koşmak için düşündüğünüzden çok daha geniş bir aralık var. Bu “gri” bölgenin hızlı ucunda koşabilmek için sürekli hızlı koşmaya odaklanmak gerekiyor. Mesafe kısaldıkça, hata (ki burada yavaş koşma veya sizi yavaşlatan eylemler, örnek çalan müziği değiştirmek,vb anlamında kullandım) yaptığınızda toparlamak daha zor olduğu için potansiyelinizi ortaya koymak zorlaşıyor. Bir başka deyişle, mesafe kısaldıkça yarış kolaylaşmıyor. Hızlı gitme devam etmeye çalışan vücudunuzu daha rahat tempolara yavaşlatmak isteyen aklınız size oyunlar oynuyor. Türkçeye “Koşucu” olarak çevrilen romanında John L. Parker Jr. bunu çok akıcı ve güzel tarif etmiş. Sıradan bir koşucu olarak, kendi mevcut en iyi potansiyelimi aradığım koşu boyunca, aklımla sürekli mücadele ettim.  Sonuçta gelişme kaydetmek için konfor alanından çıkmanız gerekiyor…

Parkuru koşarken Garmin 305 cihazımla ara zaman alarak koştum. İncelemek isterseniz burada.


Organizasyon hakkında pek fazla yorumda bulunmak istemiyorum. Geçen senelerdeki konulardan çok azı iyileşmişti, başka aksayanlar vardı. Mesleğim gereği bir çok detayı algıda seçicilikle görüveriyorum, aklıma takılıyor. Yazının başlığı da biraz bundan. Hayalim, bir gün olumlu yanları ile gözlerimi ışıldatan bir İstanbul Maratonu deneyimi yaşamak… Bu yazıda gördüğüm birçok olumlu gelişmeyi aktaracağım, diğerlerini arzu edene profesyonel rapor olarak yazabilirim (ne de olsa işim.) Katılımın artması, maraton fuarının daha düzenli olması, tshirt tasarımlarının iyileşmesini beğendim.

Bir önceki İstanbul 15km raporum: Avrasya Maratonunda TEGV için adım adım…Can Berk’siz…

Leave a Reply

Pin It on Pinterest

Share This
Get Adobe Flash player Plugin by wpburn.com wordpress themes