RFC Günlükleri, beyaz sayfa

Runfire Cappadocia ultra maratonu için günlük blog yazmaya çalışacağım. Beyaz sayfa, Kapadokya’da geçirdiğimiz son iki günü kapsıyor. Hem sıfırıncı bölüm, hem de ilk çoklu etaplı ultra maratonum olduğu bu isim bence en uygunu. Buraya gelmeden önceki hazırlıklarımı önceki bu yazımda paylaşmıştım. Tabletten yazacağım için olabilecek imla hataları için şimdiden anlayışınızı rica ederim. Döndüğümde üzerinden geçeceğim.

7 temmuz cumartesi öğlene doğru Uçhisara vardık. Ulaşım ayarlamalarını erken yapmayı unutan üçlü ekip olarak Aykut ile otobüsle Ankara’ya gelip Mert’in arabasıyla 4 saatlik yolculuk yaptık. Lykia Lodge otelinde yarış ücretine dahil odamıza yerleştik ve hemen kayıt evraklarımızı aldık. Öğlen yemeğinde giriş yapmış diğer yarışmacılar ve gönüllülerle sohbet ettik, tanışmaya başladık. Sonra Mert de çantasını alıp Aykutla paylaştığımız odaya geldi ve eşyaları yere-yataklara dağıtıp topladık. Birbirimize danıştık, tartıştık ve kalan ufak eksikleri almak için Ürgüp’e gittik. Cumartesi pazarı ve Migros (aynı yerdeler) içinde 30 dakikada tamamdık.

20120708-185026.jpg
Eksik ekmeğim ve pazartesi sabahi kahvalti, ilk hareket icin son alışverişler.

20120708-184133.jpg
Argos Cappadocia’da aksam yemegi, Guney Afrikalı Wayne.

Akşam yemeği için topluca Argos in Cappadocia otelinin muhteşem manzaralı restaurantına geçtik. Şık sunum ile gelen leziz menü ilk başta sporcuları korkutsa da her bakımdan tatminli ayrıldık. Rahat bir uykunun ardından sabah erken kalmaya alışık olsuğumuzdan 06:30da uyandık. Bacakları biraz alıştırmak ve önceki günden birikenleri yakmak için 5-6km jog attım. Çanta ve eşyalarımızı hazırlayıp son (medeni) kahvaltımıza indik.

Otelden çıkış biraz sarktı. Bu ve 13e kadar süren basın toplantısı, medya start koşusu süreci çok akıcı değildi ama görünürlük için bütün katılımcılar organizasyona destek olmaya çalıştık. Danimarkalı Soeren’in ifadesi sabahı özetledi: (” otelden kaçta çıkıyoruz? -8:30-9:30 arasında”diyaloğu üzerine ) “Ben Danimarka ve Alman kültürü ile yetiştim, Türklerin zaman kavramını anlayamıyorum” . Soeren, 2011 LYUM maratonunu 6. bitirmiş.

Sonra kamp alanına geldik. Bir sırt üzerinde kıl çadır, mobil WC, sahra duşları ve mutafaktan oluşan kamp alanı. Çadıra yerleştik, yemekten sonra genel brifing aldık.

20120708-205211.jpg
Merkez cadir, ilk gun oldugu icin yemek de verdiler mutlu olduk… Foto: hatice erşen

Önceki yarışlardan farklı olarak detaylı bir malzeme kontrolü yapıldı. Çantalarımızı teslim ettik ve kendi kendine yeterlilik konseptimiz başladı.

20120708-184454.jpg
Malzeme kontrolü için sıra beklerken

20120708-184604.jpg
Kontrol masasinda yarış direktörü Taner Damcı bütün çantaları dokturdu. Zorunlu malzeme ve yiyecek detaylı kontrol edildi.

20120708-184752.jpg
20litrelik Olmo 20 çantamı bosaltmak kolay ama geri doldurmak 10 dakikamı aldi. Bir sini dolusu yiyecek az sonra çantama girecek.

RFCnin ilk senesinde 29 kişi ultra maraton, bir arkadaş 6G için bir hafta beraber mücadele edeceğiz. Biraz daha fazla sayıda görevli ve gönüllü de organizasyonu yürütecek. Çarşamba akşamı 4G ve kurumsal parkurlar için 30 kişi daha katılacak bize.
İlk 30 saatteki izlenimlerime gelince;
Bir nevi askerlik yapacağız bu hafta. Esasında paralı askerlik. Her tipten, cinsten hatta 6 milletten insan var. Herkes başka bir sebeple gelmiş. Kimi ketum, kimi geveze, kimi atıp tutuyor, kimi küçümsüyor, kimi sorup öğrenmeye çalışıyor, kimi diğerine yarım ediyor, kiminin sözü sürekli değişiyor… Askerliğim zorcaydı ama normalde beraber olmayacağım insanları deneyimlediğim için hiç pişman olmadım. Şimdiden belli ki bu hafta çok renkli deneyimlerimiz olacak.

Organizasyon her saat daha iyi akıyor. Organik olarak ayrı 3-4 ekip zaman içinde daha iyi çalışıyor. Anlatıldığı üzere konfor oranı yüksek bir ana kamp var. Duş, sabun ve bol su yarından sonra çok değerşi olacak.
Vakitsizlikten her an ve süreci planlayamadığımı fark etim. Neyse ki yakın arkadaşlarla gelmenin ve detaylı konuşmanın avantajıyla önemli noktaları fark edip planladım, bir kısmına önlem aldım. 7 gün ve 240km ancak bir yere kadar planlanabilir. Düşünemediğimiz birçok şey olabilir. Onları oldukları zaman çözeceğiz, devam edeceğiz. Devam etmeye odaklanacağız.

Aramızda bir karar aldık, olumsuz cümleler ve konular konuşmayacağız. Birbirimizi uyaracağız. Zihinsel odaklanma ve pozitif enerji, olumlu şartlanma çok önemli. İnsanın sözü ve davranışı, sürekli tekrarlandığında psikolojisini etkiliyor. Özellikle cuma günü başlaması beklenen uzun günde manevi ve zihinsel gücümüzün tamamına ihtiyacımız var, öncesinde de yıpranmak istemiyoruz.

Çadır ekibimiz Caner, Mert, Aykut ve İzmirden Yücel Kalem’den oluşuyor. Yücel’le ben yeni tanıştım, ilköğretim öğretmeni. Ülkenin gelişmesi ve aydınlanması için Yücel gibi hobisi olan, hedefleri için azmeden daha fazla öğretmene ihtiyacımız var. 4×4 metre ebatlarında bir kıl çadırda kalıyoruz. Kilimlerin üzerine mat serip uyuyacağız. Çarşambadan sonra çadırlarda daha kalabalık yaşayacakmışız.

20120708-194130.jpg
çadırımızda 3 çift bacak, dinleniyor…

Gece saat 21:00de yarınki rotanın brifingini alacağız. Şimdilik her şey bulanık. Güzel atlar ülkesinde, ılık bir rüzgarın hışırdattığı kıl çadırdan sonsuz gücün 3 boyutlu manzarasında dingin bir belirsizlik…

Kamp alaninin panaromik goruntusu

Leave a Reply

Pin It on Pinterest

Share This
Get Adobe Flash player Plugin by wpburn.com wordpress themes